Sunday, January 30, 2011

Unutulmaz Bir Haftasonu Hikayesi...

Artık duymayan kalmadı sanırım ççooookkk gizli başlayan dogum günü sürprizimiz başarıyla tamamlandı veee günlerdir iple çektiğimiz Cuma akşamı rüzgar gibi geldi ve geçti..... Bütün blogosfer dostları toplandık ve süper organize bir çalışmayla pek sevgili Styleboom 'un dogum gününü kutladık... Umuyorum ki herkes gibi canım boom'um da hayatının en güzel doğum günü sürprizlerinden birini çocuklarına anlatmak üzere geceyi tamamladı :))
Doğum günü partisinin baş aktörü twitter #boombday topic temamız oldu...Tüm geceyi bütün Boom severlerle an be an paylaşmak için bundan daha güzel ve hızlı bir yol olamazdı herhalde...Bizi ve özellikle sevgili Styleboom'u orada yalnız bırakmayan herkese çççooookkk teşekkürler:))
Önce şok, sonra sevinç, sonra kahkaha biraz gözyaşı ve mutlulukla dolu ama en önemlisi de samimiyet ve dostlukla dolu bu mükemmel gecenin ardından ertesi sabaha kaldığımız yerden devam ettik veee sevgili offnegiysem Billur'cum bizi followerları ile birlikte Frida Kahlo sergisine davet etti....
Bana kalsa daha uzun birsüre daha gidemeyeceğim bu muhteşem sergiye Billur sayesinde gitmiş olduk (muck muck tesekkurlerim çok içten) ve sanırım mutlaka gitmeniz şart, mutlaka görmeniz şart ve mutlaka hem bu muhteşem kadının eserlerine hem de bu büyük aşka şahit olmanız lazım gibi şeyler dememe gerek bile yok :))
Bir önceki gecenin yorgunluğu ve buz gibi soğuk bir cumartesi günün Pera Müzesi keyfinden sonra koşarak istanbul Culinary Institute gittik ve tam bir Billur's Day geçirdik. O ne demek mi?? Buradan ne demek istediğimi mutlaka keşfedin derim :))

Thursday, January 27, 2011

Monday, January 24, 2011

24 Ocak 1993, Ankara

Vuruldun ama bu halk seni unutmadı. 18 yılın ardından sevgili Uğur’a mektup Zülfü Livaneli'nin göş yaşartan mektubu için Z. Lİvaneli!

İlgilenenlere: Batıkent Uğur Mumcu Parkı (11.00) Ev önündeki anma (12:00) Cebeci Mezarlığı'ndaki anma (14.30) ÇSM'deki açık oturum (18.30)

Tuesday, January 18, 2011

Sunday, January 9, 2011

Bir Çekim Hikayesi...

Geçtiğimiz haftasonu pek yetenekli ama pek mütevazı ha bir de çok başarılı fotoğrafçı arkadaşım Onur Aykutlu 'nun setine konuk oldum. Ev sahipleri de aslında pek yabancı değildi ki çekimin modelliğini artık pek çok çekimden aşina olduğunuz Deniz Eslek yaptı. Çekimin tamamına ilerleyen günlerde Deniz'in blogundan ayılıp bayılabilirsiniz... Ama önce Melike Akgüneş'in Şahmeran'dan esinlenerek , patates çuvalı ve doğal kumaşlardan tasarladığı ama Deniz giydikten sonra benim adını "Avatar" :) koyduğum elbisesi için Galata'nın ara sokaklarında gerçekleştirilen çekimin kamera arkasında neler olmuş bir bakalım...
Fotoğraf çekimlerinde, tıpkı sinema ve dizi setlerinde olduğu gibi tek karede görünen tek bir görüntünün arkasında çalışan koca bir ekip olur ve sanılanın aksine bu işler öyle pek rahat aman da ne eğlenceli yapılan işler değildir.

Bazen tek bir kostümle 3 saat çekim yaparsınız, bazen de tek bir kare için onlarca insan, saatlerce ayakta ve de soğukta harap olur. Ama sonuç güzelse hele de kameranın arkasında değil de senin yanında duran ve seninle birlikte bu başarıyı hakeden bir ekibin varsa, işte o zaman değmeyin bu işin keyfine....
Deniz kahvaltısını yaparken başlayan makyaj yaklaşık 2 saat sürdü. Deniz'in hem karnını doyurmasına izin veren hem de makyajın akmaması ve bozulmaması için bazını sağlam hazırlamaya özen gösteren Ezgi aslında bir heykeltıraş. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümünden mezun olan Ezgi sanki makyaj yapmıyor, yüzünüzü yeniden yaratıyor.
Garip mi oldu anlatım başka türlü anlatamadım kızın eli heykele alışık kısacası mükemmel oran, mükemmel yüz:))

Anatomi ve yüz yapısının ne olduğunu, renklerin ne demek istediğini ve her tülü boyanın kimyasını çok iyi bilen Ezgi bir ödül törenine yada düğüne sizi makyajsız(!) bir tanrıça olarak da gönderebilir, en parlak ışık altında yüzünüzde akmayacak, patlamayacak makyajınızla sizi model de yapabilir. Ha bir de kendisi süper salata yapıyor :))
Asansörde son kontroller ve çekime hazırız....
Elbisenin tasarımcısı Melike, Deniz'in üzerinde son rötuşları yaparken hem set asistanı oluyor hem de Onur'un ışık asistanı :)) Sanatçı heryerde sanatçı diye ben buna derim...
Deniz'in sokağa çıktığını duyan bütün Galata ve Çukurcuma ahalisi hatta neredeyse bütün İstanbul halkı çekim yaptığımız sokağa geldi sanki ama zor şartlar altında devam eden çekim ne Onur'u ne de Deniz'i yıldıramadı...
İyi fotoğrafçı modelle konuşan fotoğrafçıdır.
Fotoğrafçının kafasındaki vizöre düşmeden karşısında olmalıdır.
İyi fotoğrafçı denklanşöre basmadan, objektifi kapatmadan çekimi bitirendir.
İyi fotoğrafçı ne istediğini açıklar, benzetir, anlatır yetmedi mi
modeliyle beraber poz verir :))
Deniz'le birlikte poz veren mahalle sakinleri ve oralarda ne olup bittiğini anlamaya çalışan küçük mahalleliler:)))
Soğuk, uzun ama çook keyifli geçen çekimin ardından

Deniz bütün makyajı ve kıyafetiyle
Studio Soho'un mutfağında bulduğu köftelere yumulurken ben de ısınmaya çalışıp Onur'un çektiği fotoğrafları çalmaya çalıştım.


Çekimin kendisi ve devamını çaldığım ganimetlerden toparlayacağım ama o zaman kadar fotoğraflara Deniz'in blogundan da ulaşabilirsiniz.
Fotoğraf : Onur Aykutlu (tık tık)
Kıyafet : Melike Akgüneş
Makyaj : Ezgi Turna
Model : Deniz Eslek
Backstage : Aysegul in NY ;)

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails