Friday, July 13, 2012

Lidyana ile Aksesuar Günlüğü...

Aksesuar meselesi gerçekten memleket meselesi demek istiyorum ama aylar önce Niceboys erkekler için şort dosyası yaptığında gerçek memleket meselesinin şort olduğunu söylemiş ve hepimize kabul ettirmişti. Ve şimdi sıra erkeklerde... Kabul edin "aksesuar meselesi memleket meselesi"... 

d'Arc by Ilknur Karasoy   
 Sevgili İlknur'un Lidyana'da sunulan diğer tasarımlarını ve tabii ki küpelerim incelemek için buradan buyrun 

Bilekliklerim yine d'Arc by Ilknur Karasoy 
Lidyana.com'un bloggerlar için verdiği tanışma davetinde İlknur herkese özel olarak hazırlamıştı bu bileklikleri. Bütün renklerini hergün farklı aksesuarlarla birleştirip, yeni tarz yaratıp, hergün yeni bileklik takıyormuşum gibi severek kullanıyorum :) 
 Forever New (parçaları düşüyor, çantaya, valize atmayın)


 Topman


Saat: Vintage 
(rahmetli dedem anneanneme bırakmıştı, anneannemde giderken bana bıraktı) 
Küpe : Annemden 
Altın Fil Bileklik : Batik 
Taşlı Yılan Bileklik : Vintage 

Spike Love!! e-bay'den çeşit çeşit bilekliklerin adresi burada  
(e-bay'den herşeyi en ucuza almanın ve en kolay alışveriş yapmanın incelikleri 
başka bir postta gelecek)


Twitter'dan #aksesuaraskına hashtagi ile hergün birbirinden güzel aksesuarlar paylaşan canım Cindrellamız Gamze seçtiği aksesuarları "Aksesuar Aşkına" sitesinden paylaşıyor ayrıca Pinterest'te de aychulus olarak beni bulabilir ve hergün aksesuar ve ayakkabı aşkına saatlerce bilgisayar başında kalabilirsiniz :)

Monday, July 2, 2012

MONOFEST 2012 SOLAR BEACH


Yaz geldi festival mevsimi açıldı ki ben hiç festival insanı değilimdir, öyle sırtımda çanta çimenlerde, kumlarda, güneşin altında saatlerce müzik dinlemek falan oldum olası sevmem ama gittiğim zaman da hakkını veririm :)  Bu yıl "Pozitif Günler" ile bir Metronomy yaptım bir de festivallerden en cazip olanı Mono Festival'in tadını çıkardım. 
Öğlen saatlerinde vardığımız festival alanında vaktimizin büyük bir kısmını sahilde geçirdik zaten amaç dinlenmek, her şeyden uzakta dostlarla huzura ermekti sanırım değil mi. O kadar yorulmuş o kadar sıkılmışız ki hiçbirşey yapmadan öylece uzanıp anın tadını çıkarmak bile çok iyi geldi. 


Bu arada o kadar gittik elimiz boş dönmedik elbette veee Gogol Bordello, Metric, Battles, Oh Land, The Horrors, Com Truise, Night Slugs, Compa, Ruckspin, Commodo, Jack Sparrow ve sayamadığım kadar çok DJ perfromansını Solar Beach'te dinleme fırsatı bulduk. Benim favorim uzun zamandır canlı performansını beklediğim Oh Land oldu bayılıyorum bu kadına ve yaptığı müziğe yine kendine hayran bıraktı gitti :)

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali ayağımıza getirerek çok güzel bir işe imza attı umarım Radar Festival gibi ömrü kısa olmaz her sene daha da büyüyerek herkese örnek olacak bir festivalimiz olur... Bravo İstanbul’un görsel konsept ve tasarım katkılarıyla gerçekleşen Mono Festival’de müzik, sanat ve eğlence bir araya geldi, herkes özgürce eğlendi ve gelen herkes gerçek festival ruhuyla her anın tadını çıkardı. En güzeli de uzzuuuuun içki kuyruklarında doğan arkadaşlıklar oldu ki sır bu sebepten barların yetersiz kaldığı şikayetimi yapmıyor varsayabilirsiniz :) 


Thursday, June 28, 2012

AKIN BALIK

Bir Orhan Pamuk ya da Ahmet Hamdi Tanpınar kitabına girmişiz gibi ya da Ara Güler fotoğrafına. Tam da Haliç’te batmak üzere olan güneşin vakti… Balıktan dönen küçük teknelerin, martı çığlıklarına karışan motor sesleri… Birazdan başınızın üzerinde yanacak gaz lambalarının, ağaçların ve hoparlörden gelen Zeki Müren’in yanık sesi altında, henüz dolaba bile girmeden kırmızı örtülü masanıza düşmüş leziz bir balık ve elbette bir duble rakı eşliğinde…

Yukarıda yazanlar Akın Balık'ın kendi web sitesinde, mekanın sahibi Timur'la konuşup, rakı içen bir "Akın Balık" tutkunu tarafından yazılmış. Ne kadar da doğru, ne kadar da olduğu gibi yazmış derken bende geçtiğimiz akşam masada otururken dönüp dönüp manzaraya bakarken neler hissettiğmi düşündüm ki tam da yazılanlardı aslında benim de hissettiklerim...  Bu kadar huzur, bu kadar gerçeklik mekanda bulunan herkese yansıyor olsa gerek ki masaya oturduğunuz andan itibaren garsonlar sanki aylardır sizi görmüyormuş gibi karşılıyor, bundan sonra arayı bu kadar uzatmayın der gibi bakıyor, ikinci dubleden sonra isminizle hitap etmeye başlıyor....
Akın Balık ile ilgili notlarla bitsin bu yazı o zaman daha da bir şey söylemeye gerek yok zaten... "Ucuzluğunun ve deniz kenarında olmasının yanında gelenleri buraya çeken nedenlerden biri de salaş atmosferi. Bu arada, bu salaşlıkta garipsediğimiz tek şeyin rakının plastik bardakta getirilmesi olduğunu ekleyelim. Timur, işletme anlayışı hakkındaki fikrinden bahsederken böyle bir konseptin, yani salaşlığın bilinçli tercihi olduğunu söylüyor..."

Adres : Perşembe Pazarı Ali Yazıcı Sokak Eski Gümrük Han 
- Haftanın 7 günü açık olan mekanda masalar gece 12.00 civarında kapanmaya başlıyor ve en geç 01.00'de hesabınız masanızda oluyor... 
- Rezervasyon yaptırmak çok zor ama yine de şansınızı deneyebilirsiniz
- Kredi kartı geçerli, fiyatlar oldukça uygun, yemekler çok lezzetli, saati bu kadar, tadında içilesi, uzun uzun sohbet edilesi, tadında kalkılası... 

MDNA: MADONNA KILLED US

Yazımın başlığında başka bir şey ima etmek istedim aslında ama tam olarak Madonna'nın bize ne yaptığını ve benim ne anlatmak istediğimi uzun bir süre 
hipnoza girdiğimiz 7 Haziran gecesini yaşayanlar anlayabilir sadece...
 Twitter'dan, facebook'tan, gazetelerden, televizyonlardan Madonna hakkında söylenmeyen birşeyler kaldı mı diye düşünüyorum ki sanırım kalmadı. Her zamanki gibi bokumuzu attık, övgümüzü yaptık konser sırasında onunla bununla kavga edeni de gördük, konser sonrasında ses yok görüntü var diyecek kadar şuursuz insanlarla aynı topraklarda yaşadığımızı da hatırladık ama geriye tek bir şey kaldı!! O gece o arenada olan tek bir insan bile yaşadıklarını hayatı boyunca unutamayacak ve o gece orada olan tek bir insan bile Madonna büyüsünden kurtulamayacak...

 Tam kadro oradaydık tabii ki, evde pre-party yaptık, metroda biraz warm up, konserde hipnoz, çıkışta şaşkınlık, şok, yorgunluk, susuzluk, sorgu, sual, hesap 
ve yine bol bol eğlence :)
 Bandocular uçtu, uçarken müzik yaptı, kadın dövüştü, silah çekti, sahne efektleriyle aklımızı başından aldı, ip üzerinde yürüdü, ters takla attı, gitar çaldı bi de çok büyük birşeymiş gibi memesini açtı... 
Madonna izlediğinin farkında olmayan canım memleketlim ise Madonna'nın bir tek meme ucuyla ilgilendi ne dans edebildi, ne alkışladı ne de şarkılara eşlik etti izledik herşeyi izlediğimiz gibi izledik ne bir parçası olmayı başardık ne de takdir etmeyi öğrenebildik... 
İp var anacım he ip var kadında da ses gitmiş yaşlanmış zaten bol Demet'li günleeer saygılar... 

"VOGUE" performansı için yorum yapamayacağım hala sessizce ve de gizlice ağlıyorum şokunu atlatamadım ve çok uzun sürecek.... 

- Lady Gaga'ya selam çaktık
- Dünya'nın dört bir yanında ideolojileri uğruna ölmüş çocuklara selam durduk ki bu çocukların bizim ülkemizde ne kadar fazla olduğunu hatırladık mı acaba?
- Aşka, müziğe, evrenselliğe, modaya, iç dünyaya, dış dünyaya herkese birer öpücük yolladık hem popomuzu açtık, hem el salladık ve bir maceranın daha 
böylece sonuna geldik....

Thursday, June 21, 2012

Kürşat Başar, Keşke Burada Olsaydın, Perrier, Frankie İstanbul

Bu yazı Salı'dan kalanlar diye başlayıp Salı sallanır diye bitmeliydi aslında çünkü sallanarak biten uzun bir günün ardından güzel bir gece kaldı... 


Gece Hardal'da düzenlenen bir etkinlikle başladı. Perrier Sodalarının misafiri olarak Türkiye'ye gelen dünyaca ünlü Mixoloji uzmanı Laurent Greco blog yazarlarına ve Hardal'ın misafirlerine özel çok özel şovlar yaptı. Laurent'in Paris'te bulunan barının adı da "Mojito Lab" oralara gidecek olanlara duyurulur daha önce ne içtim allahım neden beni bu içkilerle sınadın diye ağlamaya hazır olun... görülesi :)



 

Keşke Burada Olsaydın...
Yaptığı iş dışında müzikle uğraşan adamların hep daha çekici olduğunu düşünmüşümdür. Kürşat Başar'da onlardan biri... Gazeteciliği ve yazarlığının dışında hobi olarak başladığı saksafon sevdasını muhteşem bir albümle taçlandıran Kürşat Başar'ın albüm tanıtımı Jack Russal'da yapıldı. Albümde Sezen Aksu, Yaşar, Yeşim Salkım, İlhan Şeşen, Levent Yüksel, Erol Evgin, Zeynep Talu gibi isimlere ve piyanosuyla Burçin Büke eşlik ediyor. Berkay Özideş ve Şenay Lambaoğlu seslerin de bulunduğu albüm Kürşat Başar’ın müzik direktörlüğünde, tümüyle canlı olarak kaydedilmiş. Biz Yeşim Salkım ve Yaşar'la mest olduk, İlhan Şeşen'le nostalji yaptık albüm tam bir arabaya atla tatile git albümü, dinlenesi... 



Frankie İstanbul...
Gece bitmedi devam ediyor... Nerede? Frankie'de. Frankie Nerede? Nişantaşı Sofa Otel'in terasında. Neden gittik? Müzik direktörlüğünü Sezen Aksu'nun yaptığı Frankie'nin açılışında geceyi öyle güzel bitirdik ki İstanbul'un buraya ihtiyacı varmış diyerek ayrıldık. İçeri girdiğimiz anda twitter'a Nişantaşı'na New York gelmiş yazmışım :) Mekan şık bir restaurant olarak anılmak istese de yaptığı açılıştan sonra tam bir gece klübü olmaya aday olduğunun sinyalleri vermiş oldu. Manzarası, dekoru ve müzikleriyle Frankie bu yaz bize güzel bir kaçış olacak gibi görünüyor... gidilesi

Friday, June 8, 2012

YARIŞMA : INOA İLE 3 STİL



Saçlarımı boyatmıyorum, fön bile çektirmiyorum, dünyanın en kötü kuaför müşterisiyim ve yaklaşık 10 yıldır Bursa'daki kuaförüm Enis'ten başka kimseye de saç kestirmedim böyle de tutucuy(du)m... Taa ki L'oréal Professionnel Academy'de gittiğimiz saç bakım eğitimine kadar.... Saçlarımı L'oréal ekibine teslim ettim ve uzun bir maceranın ilk makasını atmış olduk :) (Academy ve Orhan Bademli maceramız ile saçlarımın son halini en kısa zamanda paylaşacağım tabii twitter'dan hala görmediyseniz)

Şimdi gelelim maceramızın devamına;
L'oréal Professionnel Türkiye diyor ki; Ayşegül yaptı, Cindrella yaptı, Pinkfreud da yaptı sıra SENDE!!!! L'oréal Professionnel INOA ile değişim sırası sizde! 


Yapmanız gereken tek şey L'OREAL PROFESSIONNEL TURKIYE FACEBOOK sayfasına giriyorsunuz INOA 3 Stil yarışmasında niçin değişmek istediğini anlatıyorsunuz biz de en iyi değişim nedenini yazan 3 kişiyi seçiyoruz :)


Sonra; 
- Metin Bahçecik saçlarınızda harikalar yaratıyor, Stüdyo Kaprol ekibi stilinizi yeniliyor. 
- Facebook oylaması sonrasında en çok oy alan ve jüri tarafından seçildikten sonra saçları ve stilleri yenilenen 3 kişi Elle Dergisi Ağustos ayı sayfalarını süsleyecek! 


Haydi zaman kaybetmeden hemen INOA 3 Stil facebook uygulamasına niçin değişmek istediğini anlat! Unutma son gün 10 Haziran! Bakarsın bu değişimi beraber yaşarız;)

Thursday, May 24, 2012

BRİDGET BARDOT feat. AVON

                                          
Aralık ayında Avon'un W Otel'in en üst katında bulunan suitinde yaptığı Kız Kıza partiyi blogger arkadaşlarımın fotoğraflarından ve twitter bağrışmalarınızdan hatırlıyorsunuzdur. Yılın son partisiydi ama en bomba partisiydi yaza yaza bitirememiş, eğlene eğlene yorulamamıştık :) 
Herbirimiz moda, sinema ve müzik dünyasına damgasını vurmuş ikonların kılıklarına girmiş, kafamızda peruklar, üzerimizde kostümler bir gece de olsa başka biri olmanın, hatta stil ikonlarımızın kılığında delice dedikodu yapıp, makyaj masalarının önünde kendimizden geçmiştik... Avon'a yılın partisine imza attığını tekrar hatırlatır bu yıl yapılacak etkinliği dört gözle beklediğimizi belirtirim efendim :) 
Kısacık hatırlatmanın ardından gelelim aylar sonra bu post nereden çıktı sorusunun cevabınaaaaa.... 
Avon ürünlerini bilmeyen, tanımayan kalmadı diye tahmin ediyorum. Benim de son dönemde hemen bütün ürünleri test etme şansım oldu ve yaza girmeden iki süper ürünü sizinle paylaşmak istedim. Avon'a özel seçtiğim ve mutlaka denemenizi istediğim. Hem rujun hem de yaz kış kullanılabilir olması sonucu "bunu mutlaka sizde denemelisiniz" diyor ve paylaşım faslına geçiyorum:)
Bu ürünleri paylaşabilmem için tabii ki ufak bir oyun oynayacağız . Yapmanız gereken sadece 
beni twitter hesabımdan  takip etmek ve gün içerisinde sorduğum ufacık bir soruya doğru yanıt vermek olacak.
 Soruya yanıt veren ilk kişiye de aşağıda bulunan ruj ve farı anında postalayacağım. 
Hepsi buu :)

haa bu arada Avon Kız Kıza parti gecesinde ben Bridget Bardot olmuştum ve kömür siyahı saçlarımı altın sarısı bir perukla değiştirerek gecenin asla tanınmayan, o gece tanışılan ve sonra karşılaştığı insanlara "ben sarı saçlı esmer kız" hatırlatması yapmak zorunda kalan ikonu olarak kayıtlara geçtim:)


Avon'un yoğun nemlendirici özellikli Moisture Seduction serisinden bir parlatıcı ve 
Avon Mega Impact Eyeshadow Duo Fash Black ikili göz farı sahibini bekliyoooorrr:)


Wednesday, April 18, 2012

Bir Bahar Akşamı YVES ROCHER

"Bir bahar akşamı rastladım size" desem çok mu anlam yüklemiş olurum??


Bu defa, ilk kez tanıştığım, daha önce hakkında hiçbir fikrimin olmadığı bir markayla tanıştım ve sözüm sana sevgili cildiyle başı belada olan,
ergenlikten beri aynalara küsmüş, sonunda pes edip çözümü kireç gibi fondötenlerde, kapatıcılarda bulup parasını pulunu akıtan kader arkadaşım..

Yani benim gibi hiçbir zaman kadife bir cildin ferahlığını yaşayamayanlar, bundan sonra yazacaklarımı çok samimi ve dürüst yazıyor olacağım...Bir doğa tutkunu olan Yves Rocher, kadınlar ve doğa için 40 yılı aşkın bir süredir çalışıyor. Üretilen herşeyin içerisinde bulunan tüm bitkileri kendi sürdürülebilir ormanlarında yetiştiriyorlar. Ürünleri hayvanları üzerinde asla test etmiyor ve ürünlerin içerisinde asla hayvansal yağ kullanılmıyor.
Ayrıca alışverişinizde ürünün ambalajını almak istemezseniz
sevgili Yves Rocher ekibi sizin için kendi ormanlarına bir ağaç dikerek,
doğadan aldığını, doğaya geri veriyor....
Buraya kadar herşey şirket politikası gibi, yazılmış klasik metinlerin özeti ve hatta marka analistleri ile iletişimcilerin kafa kafaya verip yazdığı metinler gibi görünüyor değil mi. Değil efendim : ) Bunların hepsini dün gerçekleşen lansmanda Yves Rocher Türkiye Müdürü anlattı ama keşke o anlatmadan önce ben ürünleri deneseydim. Denedikten sonra bu kadar detaylı olmasa da en azından bütün markalardan farklı bir şeylerin olduğunu anlardım diye düşünüyorum:)

Favori Cilt Bakım Ürünüm : Hydra Specific (Temizleyici Köpük ve Nemlendirici)

Parfüm : Secret's d'Essences ve Vanille Noire

** Yves Rocher'ın Türkiye'nin bir çok yerinde kendi mağazası bulunuyor. Ayrıca Yves Rocher resmi sayfasından da alışveriş yapabiliyorsunuz.

** En önemli ve son konuya geldim; fiyatlar tahmin ettiğinizin o kadar altında ki bundan sonra başka marka kullanmanıza gerçekten gerek kalmayacak :)
* Markayı deneyenler olursa lütfen haber verin çok merak ediyorum herkes benim kadar aşık olabilecek mi Fransız bir adamın adamın yarattığı bu muhteşem ürünlere :)

Monday, April 9, 2012

Haftadan Kalanlar...


Yer: Pipa Nişantaşı (facebook sayfasına uğramayı unutmayın)
Gün : Salı
Kahramanlar : Sosyal Medya

Sosyal Medya'dan tanıdığınız hemen bütün isimlerin bir arada olduğu upuzun bir masa düşünün ve o masadan çıkacak olan muhabbete, sohbete, kahkaya ortak olduğunuzu hayal edin...Daha keyiflisi varmıdır bilmiyorum ama bu masanın ortasında kocamaann kocamaann tabakların içinde muhteşem lezzetlerin olduğunu da düşünürsek daha ne olsun :)

Sevgili Ferhan nam-ı diğer Iconjane ve hep bahsettiği başarılı işletmeci arkadaşları -ki benim için "Ankaralı dostlar" İstanbul'u ele geçirmeye devam ediyor diye duyduk. Son dönemin en popüler mekanlarından biri olan PiPa Nişantaşı'na sosyal medyadan bir çıkarma yaptık. Pizzalar, şaraplar, nutellalı pizzalar ve benim favorim tiramisuyu, masaya geldiği andan sonra bir daha göremesem de tatlarını hiçbirimiz unutamadık...
PiPa Nişantaşı ile ilgili olarak, tek tek düşünülmüş, ayrıntılı servis inceliklerinden, menülerdeki şok edici yeniliklere kadar herşey bir yana dekoru ve ışığı beni mest etmeye yetti. Mekana girdiğim anda sanki New York City'de bir restauranta girdiğimi hissetim. İçerdeki misafirler de o kadar İstanbul dışında, mekansız ve zamansızdı ki, kimse kimseyle ilgilenmiyor, kimsenin ne yaptığını görmüyordu. PiPa, Nişantaşı'nın bir sokağında ama o, ne o sokağa ait, ne de buralara ait bir yer... Ayrıca şehir dışından gelen misafirlerinizi götürmek için tercih edilecek tek mekan bence twitter ve facebook'tan takibe alınası :)
Son zamanlarda bütün kıyafetlerimin kahverengi olduğundan yakınan arkadaşlarım, bu rengin enerjisini bana yakıştırmıyorlar ama vintage eteğim, şalım, çantam ve ayakkabılarımla pek mutluyuz biz :)
Sevgili Styleboom ve Twitdayı 'dan yeni işim için güzel dileklerle dolu
bembeyaz bir çiçek geldi kapıma :))
Uzun zamandır bu kadar güzel bir sürprizle karşılaşmamıştım. Buradan tekrar
teşekkür ediyorum ve kocamaann öpüyorum ikisini de
ç
ooookkk mutlu oldum
çooookk duygulandım :)

Hardal Ataköy Marina'ya açılıyoooor... Ben de Cumartesi günü Hardal Nişantaşı'nda yukarıdaki pizzayı mideye indirip Ataköy Marina'ya gittim. Hazırlıklar devam ediyor Marina yaza hazırlanıyor ve artık şaraplarımıza deniz kokusu, temiz hava ve şehirden uzak huzurlu akşamlar eşlik edeceğe benziyor :)


Ve Huzur....
Pazar günlerini genelde evde bütün gün dinlenerek veya arkadaşlarımla yapılan uzun muhabbetli uzun kahvaltılarla geçirmeyi seviyorum ama bu defa sabah erkenden kalktık ve Kilyos'a doğru yola çıktık. Demirciköy'de bulunan Uzunya Restaurant'ta yediğim en kötü kahvaltı tabağı eşliğinde çok keyifli ve huzur dolu bir kahvaltı yaptık. Mekanın servisi, yemekleri, fiyatları, çayı, kahvesi herşeyi kötüydü. Pazar kalabalığı diye olduğunu da sanmıyorum ama o manzaranın ayağında, İstanbul'dan uzaklaşmadan bambaşka bir diyarda böyle bir mekanın sahibi olunca hizmet, kalite, lezzet hiçbirşey önemli olmuyor sanırım... Bu durumda kahvemizi içmeden kalkıyoruz veeee...
Veeee Yeniköy kahvesinde bir güzel yayılıyoruz :)

Güzel bir hafta olsun...

Friday, April 6, 2012

T.G.I.F

T.G.I.F
Bol güneşli, booool uykulu, boool yemekli, içkili, muhabbetli, sohbetli bir haftasonu olması dileğiyle bir de pembe etek benim olsun dilekleriyle bahar alışverişlerinin başlamasını diledim artık....

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails