Bu bir festival yazısı değildir!! Bu yıllar yıllar önce bir kitabın arkasından sorulan bir sorunun ve bu günaydın! arkadaşlarım Nişantaşı Cumhuriyeti'nden, Cihangir Cumhuriyeti'nden, Etiler Cumhuriyeti'nden birazcık da Fenerbahçe Cumhuriyeti'nden hatta bütün müzik, spor, kültür vb. cumhuriyetlerin koruyucu kucaklarından çıkmanın vakti değilmiydi diyor olmanın ve anlaşılamıyor olmanın yazılı halidir....
Mesele festival değildir, alkole karşı gelen insanlar ve yaptıkları değildir mesele #ozgurlugunesahipcık diye twitterda bağırmak, insanlara bardaktan taşan son damlanın alkol yasağı olmadığını anlatmak ise hiç değildir zira twitter'da ayrı bir cumhuriyettir ve konuyu anlamak istemeyen kesimin hatta İstanbul dışındaki insanların bile olan biteni gördüğünü, duyduğunu yada anlamak istememesidir... İste tam da bu sebeple Mesele, neden? ve ne zaman? sorularını sormanın tam vakti olmasıdır...
Neden sesimiz kısık ve ne zaman bu hale geldik -ki bu soruyu da vakti zamanında Ece yine sormuş, ardından olanlara hepimiz şahit olmuştuk. Kendisi Beyrut'ta savaştan çıkan çocuklarla veya Mısır'da devrim yapan gençlerle sokaklarda gazetecilik yapmaya mecbur bırakılmıştır!!
Ve hikaye tam olarak şöyle başlar; son 5 senedeki gazetelere mümkünse sessizce yazılmış 4.sayfa haberlerine bir gözatın isterim ve bugün neden bunları konuşurken bile korktuğunuzu, babanızın anlattığı üniversite olaylarının, annenizin anlattığı sokak anarşisinin aslında hiç bitmediğini, sessizce yazılan herşeyin, sokağın acımasız kurallarına yine sessizce ve bir bir eklendiğini tekrar hatırlayın... belki birazcık nerede, ne zaman ve nasıl hatalar yaptığımızı da böylece anlarız... anlarız ki belki bir anda tokat gibi anladığımız tek şey, korunaklı mahallelerimizde yaşarken sanal özgürlüklerimizle aslında sahip çıkacağımız bir özgürlüğün hiç kalmadığını da anlamış oluruz...
Ve bu kalmayan özgürlük! aslında yıllardır; sadece inandığı ve başını örttüğü için üniversite okuyamayanların, babası istediği için evlendirilip komşusunun, teyzesinin ve hatta ülkesinin koruyamadığı kız çocuklarının, saçını uzattığı için dayak yiyen erkek çocuklarının, sahilde bir bira içip sadece gününü bitirmek isteyenlerin... biraz daha geniş bakalım mı?
Ülkemin renkleri yalanlarıyla büyütülüp sonra dininden, mezhebinden veya dilinden dolayı hergün canından olma korkusuyla yaşayanların, zamanında topraklarını koruduğu bu ülkede, farklı bir dil konuştuğu için ve sadece birileri ellerini kirlettiği için doğduğu evden zorla kovulanların, kitap yazan ve hatta kitabı sadece evinde bulunduranların... kısacası bu ülke topraklarında doğmuş hiçkimsenin hiçbirzaman özgürlüğü olmadı... ne baban özgür yaşadı bu memlekette, ne de sen özgür öleceksin hepimiz biraz korkarak biraz da susarak yaşamaya devam mı edeceğiz.... (bu sorunun cevabını vermeye de benim dilim varmıyor)
Festivalde gerçekten neler mi oldu? gerçekten festival notlarını merak edenlere iki gün boyunca gördüklerimi, korkarak düşündüklerimi ve twitter'dan paylaştıklarımı çok kısa özetleyeceğim;
* Festivallerde insanlar dünyanin tek ortak dili olan müzik icin birlesir, beraber yemek yer dans eder, eglenir (Dunyada!)* 'en kotu günümüz böyle olsun' hic bu kadar anlamli olmamisti!!
* metre kareye 13tane mutsuz insan dusuyor, herkes biri bisey dese de azarlasak diye bekliyor!
* Festival sahnesinde 20yasinda kizlar-oglanlar sahnede sarki soyluyor,ulkelerinden uzakta alkis aliyor biz de mal!! gibi izliyoruz...
* Festivalde dunyanin obur ucundan gelenleri izleyen bizler, festival gormeye gitmek icin artik vize bile alamiyoruz...
* Festivallerde insanlarin icki icmesinin onlarca nedeni vardir bu butun dunyada boyledir muzik dinlerken dansetmek gibi
* Festivaller memleketin gençligine iyi gelir, dunyanin farkli yerlerinden farkli sesleri duyar ,azıcık farklı gorur herseyi...
* Sucluyum! Suclusun! Sucluyuz! Toplumun guvenligini korumakla yukumlu devlet beni benden koruyor...
* memlekette birileri dogdugu evden ve ailesinden ayrilmayi dusunmeye basliyorsa ve bunlari konusurken bile korkuyorsa ....




