Tuesday, November 24, 2009

ChinaTown in NYC

Aslında bir ChinaTown yazısı daha yazmam gerektiğini baştan söylemem gerek sanırım çünkü benim ChinaTown'un tam olarak aşağıda görecek olduklarınızdan ibaret değil.... Şöyle ki, benim ChinaTown'um da benim bile taklidimi yapıp satabilecek süper satıcılar, restaurant veya market camlarından sarkan, zıplayan, hoplayan kısacası yenmek için bekleyen garip canlılar, NewYork'un en iyi asya yemeklerini yapan küçük ve salaş mekanlar ve daha bir çokları var....
En önemlisi de McDonalds'ın bile "MadeinChina" olduğu, logosunu görmesem oranın neresi olduğunu asla anlayamacağım kısacası herşeyin ama herşeyin Çince yazıldığı bir yer benim ChinaTown'um.... Ve farkettim ki arşivimde tam da bunların pek fotoğrafı yokmuş... Bundan sebeptir ki ben ikinci posta hazırlıklarımı yapadurayım bu da ChinaTown'a şimdilik bir giriş oladursun...

Parklarda toplanan gençler!! (aslında meydanda tek bir park var ve kendi CentralPark'ları denilebilir) milli oyunları olan "go" oynamaya yada oynayanları izlemeye hatta turnuvalar düzenlemeye bayılıyorlar... Bu oyunun asyalılar özellikle de Çinliler için bizim tavla kadar önemli milli bir mesele haline geldiği bizzat tarafımdan görülmüştür... Fotoğraf çekmeme kızmalarının sebebinin konsantrelerini bozmam olduğunu öğrendiğimde artık herşey için çok geç olmuştu....

En garibi de kafalarıyla birlikte bizdeki kasap usulü sallanan ördek ve diğer kanatlı canlıları görmekti... Sanki öylece ateşe atılıvermişler de sesleri bile çıkmamış gibi görüntüleri ve ben onları her gördüğümde sinirlerim bozuluyor...Aşağıdaki fotoğraftaki şirin yaratıklar ise karideslerimdir ki gözlerinin bu kadar büyük olduğunu canlısını alana kadar keşfedememiştim...Bu da ayrıca beni benden aldı diyebilirim.... Ama hiçbir şey tüm bu yemeklere olan sevgimi azaltacak diye bir şey yok....
Ve gün sonu ganimetlerim olan karideslerim ki hiçbir şeye gerek yoktu onları süslemek için... Sadece haşladığım süper sağlıklı sebzelerle birlikte onları da aynı suya atıverdim sonra kabuklarını soya soya, limonla ballandıra ballandıra yedim... Asyalıların bütün yemek kültürlerine neredeyse hayran olacağım hatta sağlığım ve de küçülmeyi yıllardır bekleyen k...ım için en uygun yiyecekler olduğunu kabul edeceğim valla aklıma gelmezdi billa gelmezdi.....
P.S: Asyalıların bizim aklımızın, hayalimizin asla alamayacağı şeyler yedikleri doğrudur ve bunun sebebi kültürleridir, doğalarıdır, havaları, suları, topraklarıdır... Ancak her seferinde her biri itinayla belirtir ki tüm dünyaya yenildiği gösterilen garip hayvanlar yada yiyecekler her ülkede özellikle de Çin'in her bölgesinde herkes tarafından yenilmemektedir... Bunlar özellikle televizyonlar için show ve tanıtım amaçlı kullanılan yeni adetler veya çok eskilerde kalan yemek kültür ve gelenekleridir...

Sunday, November 22, 2009

How Amazing is This Woman?

Bekliyorum ki benim bir önceki postta sorduğum sorulara cevap vermeyen modabloggerlarından öle bir post yapsınlar ki (belki yapılmıştır ama yenisini ister bu gönül) bu kadına bir daha bir daha hayran kalalım.... Son bir ayda görüp göremediğimiz fotoğrafların bir karması olsa bile yetecek bana .... Ayrıca yukarıdaki iki fotoğraftaki her bir parçaya önce tek tek sahip olmak sonra da bir bütün olarak sarılıvermek ise şu sıralar en büyük dilek listem olarak tarihe geçmek üzere bilmiyorum ne yapsam....

Hemen bilmeyenler için ise bilgilendirme notu olsun"Erin Wasson" adlı bu cool kadın bir modeldir ama aslında daha fazlasıdır gerisini de araştırmak size düşmektedir....kendiniz öğrenin ki benim çıldırmış hayranlık nidalarımdan uzaklaşın....

Tuesday, November 17, 2009

Biri Bana da Anlatsın...

Bu post HepimizAynıMahalleninÇocuklarıyız'ın BiriBanaAnlatsın başlıklı yazısından esinlenilerek yazılmaya başlanmıştır... Aslında esinlenmekten çok tam da gizliden gizliye düşündüğüm şeyleri yazmışta, ben okuyunca hah işte yaaa bin yaşa sen emi diyivermişim farkına bile varmamışım... Özetle yazının konusu şudur ki hergün boy boy fotoğraflarına baktığımız, pek sevdiğimiz, modabloggerları giydikleri kıyafetleri gerçekten yollarda, sokaklarda rahatça giyip gezebilmektemidirler... (hayır ben burada hep gaza gelip onlar giyiyorsa bende döndüğümde giyebilirim diye alışveriş yapıyorum da...) Soru2; kıçlarını başlarını kapama ihtiyacı duymadan, ayaklarında ki topukluları babetlerle değiştirmeden metroya, otobüse binip, sokaklarda cirit atabilmektemidirler... .Tüm bunların cevabı eğer "evet" ise -tabii ki TürkModaBlogger'ları için bu mevkiler, mekanlar, yollar ve sokaklar nerelerde ikamet etmektedir bilelim ki biz de kesin dönüş yaptığımızda buralardan aldıklarımızı dolaplara kilitlemek zorunda kalmayalım... Ayrıca giyinilen en ufak değişik kıyafet yada yapılan en ufak fazla makyaj yada takılan edilen değişik birşeyler karşısında insanların düğüne mi geldin yada ne şimdi bu üstünde ki gibi anlamsız benzetme ve bakışlarına karşı nasıl göğüs gerilmektedir... Bir taktiği varmıdır? Varsa da nedir ve hatta nasıl geliştirilmiştir? Şimdi karın ağrımızın sebebi buraya kadar doğrumudur diye sevgili Oz-T'ye sorduktan sonra bende aynı sorularla birlikte yenilerini sormaya devam etmek isterdim ama şimdilik bu soruların cevabını alsam yetecek... Cevaplardan tatmin olursak belki ikinci bir post yaparız belli olmaz ....

P.S: Fotoğraflar SeaofShoes, The Sartorialist ve LeBlogdeBetty'den alınmıştır....

Friday, November 13, 2009

Aşk'lı Yağmur'lu Çikolata'lı CEYNUR

Umarım duymuşsunuzdur ki CEYNUR çıktı.... Kim mi "CEYNUR" valla bende henüz bilmiyorum klipteki bu sevimli, delirmiş, güzel sesli, güzel kadını ama ben Ceynur'u tanıyorum ki tanıdığım en tatlı, en içten insanlardandır kendisi ve de eşi Erkin Arslan ki söz yazarı, albüm prodüktörü, diğer delirmiş parçası ve en büyük destekçisi Ceynur'un... Yani aşklarından AŞK doğmuş, yağmurlarından YAĞMUR çıkmış.... Yani bir varmış bir yokmuş, onlar ermeden muradına, biz çıkamadan kerevetine, gökten düşen üç elma CEYNUR'un AŞK'ına YAĞMUR'una ÇİKOLATA'sına karışıvermiş.....
Karışmış, karışmışta ben buralarda ancak videonun facebooka yüklenmesini bekle bekle ancak öyle görebildim, dinleyebildim bu kafayı yemiş insanlar oralarda yine neler yapmışlar diye.... Onlar facebookta geri sayım yaparken ben inanamadım yani inandım ama Ceynur'un, ve albümün yapımcısı JingleHouse ekibinin sanırım bu kadar zıvanadan çıkabileceğini tahmin etmemiştim... Albüm detaylarına bir göz attım ki birden fazla kafayı yemiş müzisyen var ve hepsi Ceynur için birleşmiş ki -80dönemi çocuklarının sözlüğünde bu tarz eylemlere "voltran" adı verilir....Neyse diyeceğim odur ki bu insanlar şarkıcıdır, müzisyendir, kafayı yemiştir falan ama benim arkadaşımdır ve süper işler yapmaktadırlar.... Yıllardır reklam müzikleri başta olmak üzere yüzlerce jingle yapmışlar, bir sürü de müzisyene, şarkıcıya eşlik etmişlerdir ve son işleri de CEYNUR'dur.... Ben hakkını veremiyorum, sıkı sıkı takip edemiyorum ama umarım sizin oralarda gözünüze, yüzünüze, kalbinize belki de AŞK'ınıza çarpar da, dinler dinler seversiniz... Gökten düşen elmalar size çarparken de, bana bilgisayarın sesini açıp YAĞMUR'da dans etmek kalır...

Ceynur - Yağmur

Ceynur MySpace Video


P.S: İlgilenenler için CEYNUR adı altında Ceynur'un facebookta bir sayfası vardır ki ben "fanpage" demek istemem çünkü.... destektir, sevgidir, enerjidir ve de CEYNUR kimdirin tam karşılığıdır bu sayfa. Ayrıca buraya tıklarsanız CEYNUR'un albümünü son dönemin en iyi albümleri listesinde üst sıralara taşıyabileceğiniz bir de ankete gidebilirsiniz ki eminim sizlerin destekleriyle en kısa zamanda bu çatlak kadın liste falan tanımayacaktır....

P.S: CEYNUR 'dan da myspace'e ulaşın ve benim yaptığım gibi bütün gün fotoğraflarına bakarken, şarkılarını dinleyin yada videosunu izleyip bir daha fotoğraflarına bakın.... Ve bir de süper ceketlerine ve ayakkabılarına bakin ki demek ki memlekette modayı gören "şarkıcılar"da olabiliyormuş deyin.....

Tuesday, November 10, 2009

LadyGaga on GossipGirl

Eminim siki GossipGirl takipcileri coktan haberi almistir bile yada siki arastirmaci bloggerlar belki de postlamak uzere arsivlerine atmislardir bile ama ben isin resmiyetini onaylayip, fotograflarini yeni ele gecirdim... LadyGaga 16Kasim aksami yayinlanacak olan “The Last Days of Disco Stick” adli 3.sezon 10.bolumunde ''Bad Romance'' sarkisini seslendirecek veee ``spoiler`` Dan ile yeni oyuncu manitasini oynayan Hillary Duff arasinda firtinalar kopacakmis.... Bu arada Victoria Beckham'i da dizinin ilerleyen bolumlerinde gorme ihtimalimiz olabilirmis(bu daha eski bir haberdi ama vermisken butun haberleri verelim dedim)Super super GossipGirl fanatigi sayilmasamda bu haberi gorur gormez paylasmadan edemedim...BayanGaga'ya olan sempatim Blair'e olandan daha cok olsa gerek:)

P.S: Bu ve bunun gíbi dizileri Amerika ile es zamanli takip edenler ve kacirdigi bolumleri altyazili izlemek istemeyenler icin bir site buldum ki buradan goz atabilirsiniz... Eminim onun da herkes bir yolunu bulmustur oralarda ama ben donmeye yakin Türkiye icin careler bulmaya calisirken sizlerle bunlari paylasiyor olmam ve/veya olacak olmam umarim bazılarına atesi yeniden kesfediyormusum gibi gelmez...

First Anniversary in NYC

Hayatım boyunca istesem de unutamayacağım günlerden biri olarak kalacak 10Kasım bundan böyle sanırım.... Atatürk'ün ölüm yıldönümü olarak kendimizi bildiğimiz andan itibaren hafızalarımıza kazınan bu günün benim için artık başka bir önemi daha var ki hafızamda ki yerini sevindiğim ama aynı zamanda da üzüleceğim çünkü çok özleyeceğim bir gün olarak alacak yıllar sonra sanırım.... Çünkü tam bir yıl önce bugün, bu kocaman ve hayatımda gördüğüm en güzel şehir olan NewYorkCity'ye geldim ve çakıldım kaldım... Hatta sanırım milyonlarca insan gibi aşık oldum... Ve hep düşünürüm ki İstanbul ne kadar güzel ve asil bir kadınsa eğer, NYC'de o kadar serseri ve yakışıklı bir erkektir ki henüz rastlanmamıştır onu görüpte, vurulmayan bir kadına....

Sunday, November 8, 2009

Champion Yankees Parade

In New York,
Concrete jungle where dreams are made of,
There's nothing you can’t do,
Now you’re in New York,
These streets will make you feel brand new,
The lights will inspire you,
Let's hear it for New York, New York, New York
I made you hot n-gga,
Catch me at the X with OG at a Yankee game,
Shit I made the yankee hat more famous than a yankee can,

Wednesday, November 4, 2009

At Home Yankees:))

Beyzbol için bu kadar heyecan yapacağım hayatta aklıma gelmezdi ama bütün şehrin tek bir şeye kilitlendiğini, hemen heryerde insanların Yankee şapkaları ve t-shirtleriyle gezdiğini düşünün... Hatta metroda otobüste herkesin bunu konuşmasını... Yani bizde "Go Home Yankee" denilsede burada sadece "Let's Go Yankee" diye gaza geliniyor....

Yankee takımı 9 yıl aradan sonra 27. şampiyonluklarını birkaç dakika önce Philadelphia'nın "Phillies" takımı karşısında aldıkları 4-2lik maç serisinin ardından ilan ettiler ve ben sadece tv karşısında izlemek zorunda kaldım ki o bile yetti.... Ayrıca WorldSeriesChampionship diyorlar ama sadece Amerika içerisinde yapılan bir turnuva sonucu kendilerini DünyaŞampiyonu ilan ediyorlar ama fazla kurcalamayacağım ve tüm NewYork'lular için gerçekten önemli olan bu şampiyonluk için bende kadeh kaldıracağım... Yankee takımı ve gittiğim maç ile ilgili yazımı buradan okuyabilirsiniz....

P.S: NewYork City'nin Manhattan Adasında bulunan Harlem bölgesi ve üstünde yaşayan insanların Yankee olarak adlandırılması sonucu "go home Yankee" diye bir terim oluşmuştur ki malum Harlem ve üstü bugün olmasada geçmişte "pek tekin" yerler olarak insanların akıllarında yer etmemiştir... Yankee Stadyumu'da adına yakışır bir şekilde adanın en tepesinde bulunan Bronx''ta muhteşem bir stad ile yerini almıştır....

Halloween "Party Time"

Çılgın sokak yürüyüşü sonrası herkes günler öncesinden rezervasyon yaptırdığı ve sadece biletlerle girişlerin yapılabildiği parti mekanlarına gitmeye başladı. O kadar kalabalıktı ki ortalık en kötü barlarda bile giriş ücreti alıyorlardı ki bizim gittiğimiz mekan ve verdiğimiz para böyle bir gece için normal bile kaldı denilebilir....
Biz geceye, genelde çok büyük parti ve konser organizasyonların yapıldığı iki katlı, kocaman HighlineBallroom' da devam ettik. Mekana gidene kadar nasıl bir yere gideceğimize dair bir fikrim yoktu açıkcası meğer baya büyük, ünlü falan bir yere gitmişisiz ki ben o sırada ağzımdan yüzümden akan kanlarla, fotoğraf çektirmekle ve sarhoş olmakla meşguldüm:) Ve gecenin sonunda kendimizi Kore restauranında bulduk... Ne alaka hala bilemiyorum... Sabahın bir körü o kadar ağır Korean Barbeque yemek hadi delirmiş çekiklerin fikriydi de biz de nie kabul ettik onu hiç bilemedim ama gelir ayak ilk defa bir "gece" dürümü yemek istedim ciddi ciddi...Yine de herşey o kadar eğlenceliydi ve yine de yemek o kadar lezzetliydi ki geriye sadece eve gelip makyajımı çıkarmakla uğraşmak kaldı....

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails