Monday, December 31, 2012

BENIM ICIN 2012 DEMEK...

BENIM ICIN 2012 DEMEK... TABİİ Kİ MADONNA'YI CANLI HEM DE COOK YAKINDAN, COK CANLI, SOLUKSUZ TAM ANLAMIYLA NEFES ALMAYI UNUTARAK İZLEMEK DEMEK OLDU...


GÜLEREK, AĞLAYARAK, DANS EDEREK, SARHOS OLARAK, MUHTEŞEM BİR YAZ TATİLİ İLE HERŞEYİ UNUTARAK VE ÇOK ÇALIŞARAK BİR YILI DAHA DEVİRDİK. ACILARI UNUTMASA YAŞAYAMAZMIŞ İNSANOĞLU, GÜZEL ANILARLA DOLU MUHTEŞEM BİR YILI DAHA KARŞILAMAK ÜZERE HERKESE SEVDİKLERİYLE GÜZEL BİR YIL GEÇİRMESİNİ DİLERİM :)





Monday, December 24, 2012

Murad'la Yıllara Meydan Okumaya Varmısınız?


Bu yıl kimse için çok parlak bir yıl olmadı ve nedenini "maya"lara, gezegenlere, Ay, Güneş'in önüne fazla geçti diye kapanan kısmetlerimize ve daha bir çok nedene bağladık. Bu kadar çok şeye inanırken, yeni yılın bizim için daha kısmetli, daha şanslı ve bereketli bir yıl olacağına da kendimizi  inandırmaya başlasak fena olmayacak... Yeni yılın ilk kararlarından birisi de önce kendimize iyi davranmak olsun madem...

2012 yılı bana, spor yapmanın, gerçekten spor yaptığında bütün bedeninin ve zihninin kendini ne kadar yenilediğini, taze sebze ve meyve suyu içmenin hem iç organlar, hem de cilt için en iyi ilaç olduğunu öğretti. Ve gelecek yıl kendime her sabah hatırlatacağım şey ise, su gibi akan yıllar içerisinde, cildime, vücuduma ve ruhuma yeteri kadar özen göstermezsem, bir sabah uyandığımda, yılların ne kadar da acımasız olduğunu görmek için fazla zamanımın kalmadığı olacak... Bu nedenle doğal, organik ve/veya bilirkişilerin ellerinden çıkmayan ürünleri artık ne cildime sürüyorum ne de evime sokuyorum. 

Siz de vücudunuzu "Alkali" yani asit ve PH dengeleyecek şekilde besleyin ve cildinizi hem içeriden hem de dışarıdan besleyin derken, bu ilk adımı beraber atalım diye bu yıl keşfettiğim Dr. Murad ürünlerinden bazılarını yeni yıl hediyesi olarak sizlerle paylaşayım istiyorum. Yeni yılda, yıllara beraber meydan okumaya başlayalım ve kendimizin kıymetini bilelim ne dersiniz :) 

London Times tarafından ‘Dünyanın En İyi Dermatoloğu’ seçilen Dr.Murad'ın mucizevi ürünlerinden sizin için 2 kutu hazırladım. Hepsini özenle seçtim ve bu hafta içerisinde 2 kişi benimle birlikte yeni yıla yenilenerek, yeni kararlarını uygulamaya başlayarak girecek. 
Kutuların içinde neler mi var: 


1. Celebrate You : 
Essential C Cleanser- Yüz Temizleyici
Essential C Day Moisturizer SPF 30 - 30 Faktörlü Günlük Nemlendirici,
Active Radiance -  Aydınlatıcı Serum 
(ciltteli ton farklılıklarına karşı aydınlatıcı bakım serumu / güneş lekeleri ve ton farklılıkları için)
Hydro - Dynamic Ultimate Moisturizer - Nemlendirici 
(yüzünüze 8 saate kadar nem veriyor ve Murad'ın en yeni ürünü)

2. Makyaj Çantası : 
Absolute Bronzing SPF 15 - Orjinal Boy 
(Makyaj Altı Baz, Bronzlaştırıcı, Pürüzsüzleştirici BB Krem
Complete Reform - Mucize Serum - Orjinal Boy
(Ciltteki Ton Farklılıklarına Karşı Aydınlatıcı Bakım Serum sadece 15 dk içerisinde cildin sıkılığını %61 oranında artırıyor)               
Essential C Cleanser – Yüz temizleyici
Hydrating Toner - Yüz Spreyi (ferahlık ve nemlendirme özelliği var)

Dr. Murad 'ın bu setlerinden birine sahip olmak için yapmanız gerekenler ise;


  • 29 Aralık Cumartesi geceyarısına kadar,
  • Sayfanın en altında bulunan "izle" veya "follow" yazan butona basıp, blogumun izleyicisi olun
  • MuradTürkiye Facebook ve MuradTürkiye Twitter sayfasını beğenin 
  • Yeni yıl kararlarınızdan birini paylaşın ve 30 Aralık Pazar Random.org sonucunu bu postun altından bekleyin :) 
  • Adsız yorumları çekilişe alamıyorum çok üzgünüm :(
KAZANANLAR : 
ASUMANASUYUM

GAMİİZE 
Yarın sabah 11.00'a kadar aychulus@gmail.com adresine iletişim bilgilerinizi göndermeyi unutmayın.. yedek isimler hazır bekliyor ona göre :) 

Thursday, December 20, 2012

Kıyamete 1 Kala...

Eğer Maya'ların ön gördüğü gibi yarın kıyamet kopacaksa yada biz gidecek geriye birilerini bırakcaksak, blogunda yazdığı şeyler aman da ne mutlu şeylerdi desinler istedim.... Yok 22 Aralık sabahı hiçbirşey değişmemiş olarak uyanacaksak eğer o zaman da bu bir haftadan kalanlar, gözüme, gönlüme takılanlar olarak kalsın. 
Ama herkes inandığını seçecekse, ben insanlığın 'Altın Çağ'ı yaşayacağına, kötülüklerin yok olacağına, herkesin birbirini anlayıp, en azından yolda, sokakta yol vereceği, en azından sözünü kesmeden dinleyeceği yada en azından birbirinin yoluna taş koymadan yaşayacağı bir dünyanın geleceğine inanmayı seçiyorum...

Bir kere de iyiler kazansın, bir kere de çirkin ama iyi yürekli insanların hikayesi yazılsın demek umuduyla Kıyamete 1 Kala... 


Tuesday, December 18, 2012

Twigy ve Markafoni ile Gisele Bündchen Türkiye’de


Twigy, Gisele Bündchen'in kendi adıyla tasarladığı iç giyim koleksiyonunu Türkiye'ye getirdi. Dün akşam gerçekleşen defilede siyah, kırmızı, gri ve beyazın yanı sıra birbirinden renkli iç çamaşırı modelleri, vücut şekline göre doğru iç çamaşırı seçmenin ne kadar önemli olduğunu yeni öğrenen biz Türk kadınlarının beğenisine sunuldu... 
İç giyim pazarına girerek yeni bir kulvara geçen Twigy'nin türkiye'ye ulaştırdığı "Gisele Bündchen"in kendi adını taşıyan sınırlı sayıdaki koleksiyon, markafoni.com'da bu kampanyaya özel olarak yüzde 50 indirimli olarak satışa sunulacakmış. 
Ayrıca, Gisele'in, marka yüzü olduğu HOPE koleksiyonu için tasarladığı ve kendi adını taşıyan koleksiyonun ürünleri"Emana teknolojisi" ile üretiliyormuş. Yani bu ürünler toplama, sıkıştırma ve şekil vermenin yanı sıra selülit giderici özelliği taşıyormuş...
Özel bir teknoloji ile üretilen Emana, DNA'sindaki bioaktif kristaller sayesinde uzun kızıl ötesi ışınlarla biostimülasyonu teşvik eden çok özel bir iplik. Bu biostimülasyon, metabolizmayı hızlandırarak selülit dokusunu azaltma ve kas yorgunluklarını giderme özelliğini taşıyor. Bel, karın ve sırt için ideal olan bu ürün ile kadınların vücudunu şekillendiriyormuş, göreceğiz deneyeğiz...

Thursday, November 8, 2012

Maison Martin Margiela with H&M


H&M yine kocamaaannn bir iş birliği yaptı ve Maison Martin Margiela'nın sıra dışı tasarımlarını H&M'in ulaşılabilir fiyatlarıyla ayağımıza kadar getirdi. Dün de H&M ekibi yine en güzel halleriyle bize showroomlarının kapılarını açtı ve koleksiyonu yerinde gördük. Ben yapılması gereken ve yapılmayı bekleyen milyonlarca işimin arasında, hatta toplantı molasında kaçarak ve de koşarak H&M showroom kapılarına dayandıktan sonra en sevdiğim parçalara birer öpücük kondurup, işimin başına geri döndüm. 






Her bir parçayı tek tek dolabımda istesem de sanki hadi seç demişler gibi büyük bir fedakarlıkla seçtiğim bebekler bunlardır efendim. Bütün Margiela with H&M koleksiyonuna 15 Kasım'da İstinyepark'ta kavuşabiliyoruz. Duymadık, görmedik, yetişemedik demeyiniz şeffaf topuklara bakarken bayılmayınız :) 

Monday, October 8, 2012

"Seneye Allah Kerim" Mevsimi

Sonbahar geldi :) Benim mevsimim geldi, doğum günüm yaklaştı, ceket, hırka, biraz üşüyen ama donmayan çıplak ayakların üzerine kamuflaj parkalar, kısa eteklerin üzerine uzun kollu gömleklerin mevsimi geldi... Sonraaa Baileys mevsimi geldi. Evde bardakta, sokakta termosta içilen ama mutlaka kahveye bir iki yudum Baileys damlatılan mevsim geldi.... 



En sevdiğim diziler başladı, komedi filmleri bitti sonunda, mutlaka ve evde bütün gün yatarak Sezen Aksu dinleme mevsimi geldi... Sezen Aksu'nun yanında bir iki doz Müzeyyen'de iyi gider aslında hatta çok melankoli istersen yolun sonunda Nejat Alp'e bile çarpabileceğin bir mevsim geldi :)  Sonra daha çok muhabbetin mevsimi geldi. Bu mevsimde muhabbet aralarında çok yazı yazılır, çok kitap okunur, ne giyeceğini daha çok düşünür, ne yiyeceğine daha az kafa yorarsın. Biraz seksi olmak istersin ama daha fazla romantik olmak zarar vermez, zaten geceler uzun, gündüzler karanlık geçer, güne renk getiren tek şey ise bordo rujun olur o da akşama kadar silinir gider... İşte bu yüzden şimdi zamanıdır motive olmanın, kitaplara, filmlere, kıyafetlere, dostlara ve müziklere güvenmenin mevsimi gelmiştir ki insanoğlu bir mevsimi daha atlatsın, biraz aşk, biraz mutluluk biraz da huzur gelsin, seneye Allah kerim... 

Thursday, October 4, 2012

LOGITECH GLOBAL GRAFFITI COLLECTION ve NARS

LOGITECH GLOBAL GRAFFITI COLLECTION  ile KENDİ TARZINI YANSIT

Herkesin bir kere de olsa "cam var mı?" macerası olmuştur değil mi:) Masaların altında duran, 3 nükleer santral büyüklüğünde enerjisi varmış gibi ses çıkaran bilgisayar kasalarından, laptop, notebook ve ıpad'lere geçiş serüvenimizde hala bir Logitech kamera sahibi olmanın ayrıcalığı, teknolojinin nimetleriyle tanışan 90'lı yılların bir güzelliğidir... ama "cam var mı" nesli olarak biz büyürken, dünya da küçülmeye başladı. Teknoloji takip edilemez bir hale gelirken , dünyanın önde gelen bilgisayar donanım ve yazılım üreticisi Logitech, dünyanın küçülmesine, insanların birbirine yakınlaşmasına yardımcı olmaya devam ediyor...
Küresel trendleri yerel motiflerle birleştiren “Logitech Global Graffiti Collection” farklı ülkelerden seçilen genç tasarımcıların desenleriyle oluşturulmuş. Seçilen desenler kullanılarak tüm dünyada "sınırlı sayıda" üretilen mouse ve klavyelerin tanıtımında ise Logitech ve Nars renk ve tasarım işbirliğinin sınırlarını zorlayarak bambaşka bir dünyanın kapılarını açtılar...
Logitech Global Graffiti Collection’ında yer alan renkli yeni aksesuarlar, kullanıcılara kendi kişisel tarzlarını ve yaratıcılıklarını yansıtma imkanı veriyor. Canlı renkleri, otantik tasarımları ve sürreal modelleriyle dikkat çeken tasarımların her biri farklı olmakla beraber, aslında bir bütünün parçası olarak karşımıza çıkıyor. 

Böylelikle kişisel tarzınızı, deseninizi ve renginizi belirlemeye önce kendinizden başlıyorsunuz, sonra da beraber en çok vakit geçirdiğiniz teknoloji aksesuarlarınıza kendi tarzınızı yansıtıyorsunuz :) 
·       Logitech Global Graffiti Collection Wireless Mouse M325 – 51.00 TL (KDV Dahil), Wireless Keyboard K360 – 66.00 TL (KDV Dahil) ve HD Webcam C270 – 60.00 TL (KDV Dahil) 

Thursday, September 20, 2012

Anthony Bourdain İstanbul'a Geri Gelsin

Anneannem Tarsus'lu, dedem Bursa'lı, Babaannem Sivas'lı, büyükbabam Erzincan'lı, Babam Ankara'lı, Annem Tarsus'ta, Eskişehir'de, Bursa'da, Trabzon'da ve Çorum'da yaşamış... 2 nesil memur olmuş, 2 nesil de şehirler arası yolculuklarda bırakmış hayatlarının büyük bölümünü. Ben de onlara şöyle yetişiyorum Trabzon'da doğdum, Çorum'da büyüdüm ama Bursa'lıyım derim Bursa'yı bilirim... 

Anneannem Akdeniz ve Güneydoğu mutfağını çok iyi bilirdi, Ege mutfağının da hakkını verirdi ama en büyük ustalığı Osmanlı mutfağıydı hala onun yaptığı "İmambayıldı"yı kimsenin elinden yemedim. Nam-ı diğer "Annemineli" bile hala deniyor ama olmuyor :) Annem zeytinyağlıları ile meşhurdur ama en çok da yöresel yemekler yapar. Onun yemeklerini yiyenler 40 gün 40 gece anlatır elinin lezzeti, blogundan yazarlığa, yemek yarışmalarından TV programlarına uzandı. Dilerim bir gün herkes annemin elinden bir tabak yemek yer, yemeğin doymak için değil zevk için, lezzet için, damak tadın için olduğunu anlar. 

Babam dünyanın en güzel menemenini, sucuklu yumurtasını yapar, dedem turşu yapardı, komposto yapardı, reçel yapardı, kendi zeytininden başkasının zeytinini ağzına sürmezdi ve bu serüven böyle uzar giderdi... Diyeceğim odur ki biz yemek yerken birbirini seven, Türkiye'nin dört bir yanından  valizine lezzet koymuş, biraz hamsi biraz içliköfte biraz da ayşekadın fasulye.... Annemin ve benim son dönem favorimiz ise Anthony Bourdain. Bütün kitaplarını, belgesellerini, programlarını ezberlemek üzereyiz, ben de adamın hikayesine, hayatı nasıl yaşadığına, yemeklerine ve programlarına hayran oldum derken çok geç kaldık... 


Evvelden beri derdim şu adam İstanbul'a gelsin, Türkiye'nin bütün lezzetlerini görsün. İstanbul'a geldi ama yaptığı vasat geziden bile o kadar güzel anlamlar çıkardı ve bu metropolü o kadar güzel anlattı ki rakı içerken "şerefe"nin ne demek olduğunu anlatamayan kızı bile görmezden geldik sayesinde:) Ben bu adam İstanbul'a gelsin derken birşey daha dilerdim ki kendisini tanımazdım ama seveceğimi bilirdim. Hazal Yılmaz gezdirsin bu adamı derdim. Hazal ona heryeri karış karış öğretsin, anlatsın, dans etsin, rakı içsin, sabaha kadar gezip, geceyi işkembeyle, kokoreçle bitirsin, Gaziantep'e gitsin, oradan Adana'ya belki Rize'ye sonra da Alaçatı'ya derdim. Şimdi Hazal benim arkadaşım ve sanki bütün dileklerimi duymuş, sanki yolladığım bütün enerjiyi almış gibi "Anthony geri gel" diyor :) 

Anthony gelsin bizden olsun, bizi görsün ne olacaksa, birşey olmayacak. Ama şu olacak, farklı olan insanların, farklı çalışan kafalarına gerçekten sevdiğimiz şeyleri sokunca biz de farklı olduğumuz için farklı algılandığımız topraklarda biraz olsun mutlu olacağız hepsi bu :) 
Belki destek vermek ister belki siz de bu güzel yemek macerasında yanımızda olmak istersiniz... 

Facebook : Anthony Bourdain come back to İstanbul 
Twitter : #anthonyistanbulagel 

Wednesday, September 19, 2012

Düğün, Saç, Makyaj Hikaye, Aslolan Dostluk


Ankara'nın bana verdiği, dileğim ömür boyu dostum olacak, iyi günde kötü günde her zaman el ele olacağım canım arkadaşım, tuhaf arkadaşım, deli arkadaşım, en yakın arkadaşım geçtiğimiz haftasonu evlendi :( valla sevinemeyeceğim büyüdük, yaşlanıyoruz, yeni hayatlar seçip, yeni şeyler öğreniyoruz ve değişiyoruz... Sevinmedim çünkü diğer tuhaf ve deli arkadaşım, diğer en yakın arkadaşım da Ekim'de nişanlanıyor çok gıcık oluyorum ikisine de çünkü düğünün en güzel ve en stresli, arada da gizli gizli arkalarından ağlayan ama makyajını bozmayan tek bekar kızı ben olmak zorundayım görevim büyük ha bir de damatlara işkence etmek var o da benim görevim :)
  
Saçlarımı Bursa'da Enis Yelbey kuaför yaptı. Saçımdaki zincirleri kendim yaptım (yeni trend saç zinciri olacak, bana inanmayıp, moda guruları trendalarmı verdiğinde inanırsanız, nasıl yaptığımı anlatırım elbet) Zincirimi aldım ve Enis'e ne istediğimi anlattım. Hayal ettiğimden çok daha güzelini yaptı çooook güzel oldu:) Enis 10 yıldır saçımı kesen tek kuaför, bütün özel günlerimde yanımda lise mezuniyetimden beri en güzel günlerimi daha güzel yapan tek insan. Ne derse tamam derim, ne istersem tamam der ama yine istediğini yapar :) İstanbul'da fön çektirmek için gittiğim kuaförleri bile bilir, onay verir. Artık aramızdaki ilişki kuaför-müşteri değil çok yakın arkadaşlık olduğu için saçımla ilgili fazla bir şey anlatmama gerek kalmadı ve beni yine çoook mutlu ettiKuaför değiştirmemenin ne kadar önemli olduğunu ben de böyle anlatmış olayım :)

Makyajımı kendim yaptım, kirpiklerimi bile kendim taktım. Kıyafetim de Nişantaşı'ndan bir butikten aldım. Aylarca tasarımcı, abiyeci, butikçi, kumaşçı gezmediğim bişeyci kalmadı ama bu elbiseyi gördüğüm an aldım. Ne markasını biliyorum ne de başka birşeyini beğendim aldım çıktım :) 






Güle güle hayatımda gördüğüm en rahat, en eğlenceli ve en güzel gelin :) 
Çok mutlu ol... 

Friday, September 14, 2012

Look of the Day


Mary Kate Olsen

Monday, September 10, 2012

Eski Bir Converse Hikayesi ve Yeni FW 2012 Sezonu



İlk Converse maceram 2004 yılında başlamıştı, hayatımın en soğuk kışını geçirdiğimi düşündüğüm bir Nisan'lı bahar başında... Ankara İzmir caddesinden hatta o zamana kadar Kızılay esrafından yaptıgım ilk alısveristi bu garip ayakkabıyı almam zira, aylarca sevemediğim Ankara sokaklarına alışmaya başladığımın da bir işaretiydi galiba... Sonra hersey kendiliğinden gelisti zaten... önce pantolonların paçaları, sonra da çantanın modelleri değişti cünkü herşey o bilekli koyu yeşil Converse'e uyacaktı! İlk 1 ay ayagımı kalıcı izler bırakarak yaralasa da, ayagımın o acısı Ankara'nın o 'ilk' baharını hatirlatir hep, devaminda gelecek büyümüş yaşın acılarına hazırlamış gibi... 


Fazla anlam yüklü, pek bir abartı metaformik Converse ayakkabılarımın romantik olmayan özeti ve gerçekçi hikayesi ise sudur; ayakkabimi ilk gün görüp "rakcı" mı oldun kiz diyen ve delikli ayakkabı mı olur ile devam eden  herkes yıllarca ve yıllardır en tiki coniko mekanlara bile ayaklarından cıkartamadıklari beyaz Converse'lerle girip cıkmaktadırlar! Cadde kızının esofman üstü, kırmızı rujlu, çakma uzun saça asırı fön bulusunun yegane sebebi ise yine beyaz Converse'lerdir! Aslında diyecegim odur ki bu yaz-kıs ayaktan cıkmayan delikli ayakkabılar artık herkesin sempatisini kazanmıstır -ki o herkesin de  en az bir converse'i vardır. Yeni sezonda koleksiyona eklenen yeni modellerde ise deriden, süete, kısadan, uzuna, rengarenk desenlerden, klasik modellere yüzlerce çeşit model ile artık herkesin en az bir Converse'i olmalıdır. (nokta! yuksek sesle soylenebilir!)

Thursday, September 6, 2012

Haftadan "Kalan"lar...

Eğer bir dergide yada gazetede yazıyor olsaydım "Haftadan Kalanlar" başlığı yazımın kutusu ve muhtemelen en çok okunan kısmı olurdu... Sürekli etrafı gözlemleyen ve yorum yapan (bazen söylenme boyutuna ulaşsa da) biri olarak gün içerisinde twittera yazdıklarım veya yakınımdaki insanlarla paylaştıklarım, oraya buraya not aldıklarımın yarısı bile olmuyor maalesef. Bundan sonra haftadan "kalanlar"ımı sadece fotoğraflarla değil biraz kızgın, biraz üzgün, biraz mutlu azcık da oradan buradan kalan duygularla tamamlayıp, toparlamaya çalışacağım... Belki uçup giden twitter kuşları da sadık blogum sayesinde birazcık kalıcı olmayı öğrenirler :) 

Tuesday, September 4, 2012

Kadın Derdi...


.... tehlikelidir ile biten bir kadın yazısının son cümlesi pazar sabahı spor salonunda yazılmışsa derdimiz büyük anlaşılan. Derdimiz kendimizle büyük aslında da gücümüz sadece hemcinslerimize yetiyor... Kadının kadından başka düşmanı yoktur çok kişisel olsa da benim derdim genel "kadın" cinsiyle. Araba parkedemeyen ve yolun ortasına arabasını bırakacak kadar umursamaz olan kadınla yada bebek arabasını kaldırımda yürüyen diğer kadınların ayaklarına çarparak ilerletmeye çalışan kadın küstahlığında yada markette, otobüste, cafede, barda insanlarla tartışan, bağıra bağıra etrafına sataşan kadın hırçınlığında... Bar önlerinde kapıdan çevrilmeyi kendine yediremeyen ve güvenlikle kavga edenler de hep kadınlardır dikkat ettiniz mi acaba :)  Asansör kapısını bir başka kadın için asla tutmayan, ayağında bandaj olan bir kadına yol veren erkeğini sırf bu kibar davranış için azarlayan da yine kadındır... Hiçbir erkeğin aklına gelmez herhalde çaresizce yol bekleyen, koltuk değnekli bir adama yol verdiği için sevgilisine kızmak. Gelse de o adam ya egolarıyla baş edemeyen, küçük pipili bir Türk erkeğidir yada gay olma ihtimali büyüktür -ki yine içinde biryerlerde gizli bir kadın saklıdır... 

Toplumun huzur ve refah içerisinde yaşaması için konulan kurallar boşuna değildir herhalde. Bu kuralların yazılı, sözlü bir de hiç dillendirilmeyen ama herkes tarafından bilinen versiyonları vardır. Daha sakin ve saygılı yaşamanın ne demek olduğunu, etrafındaki insanların da aynı koşullar içerisinde nihayetinde insan olduğunu asla hatırlamayan milletlerin başında zengin, fakir, kadın, erkek Türk milletinin geldiğini söylesem yanlış birşey yapmış olmam herhalde. Hemen hergün hepimiz, etrafımızda olan biten birşeylere fazlasıyla sinirleniyor olsak da aslında hepimiz kendi kurallarımızla yaşamayı seçen tuhaf varlıklar olmaya devam ediyoruz. Kadınları da bu hale sokan diğer kadınlardır belki demek istesem de hepimiz birbirimizi delirtmek üzere, arkadaşlıklarımızı, ilişkilerimizi, kariyerlerimizi yok etmeye programlı olarak yaşıyoruz. İtiraf edin bugün yine hangi arkadaşınızın tanıştığı yakışıklıyı kıskanıp, aldığı yeni proje için bir başka kadının içini hırsla doldurdunuz? 

Wednesday, August 1, 2012

Online Alışveriş Sırları (e-ticaret)

Türkiye'nin online alışveriş grafiğini sadece kadınlar yükseltiyor gibi görünse de, mevzuya erkekler ve yurtdışından yaptılan alışverişler de dahil olunca sorunsuz ve güvenli alışverişin online olarak da mümkün olduğunu görmüş olduk. Bankalararası Kart Merkezi'nin verilerine göre geçtiğimiz yıl Türkiye’deki “sanal” işyerlerinin toplam alışveriş cirosu %50 artış kaydetti. 

Online alışveriş hakkında bu kadar bilgiyi vermemin ve bu postu hazırlamamın temel sebebi ise kıyafet, ayakkabı, teknoloji hatta ev eşyalarımı bile yıllardır yurtdışındaki alışveriş sitelerinden alıyor olmamdan dolayı arkadaşlarımın, tecrübelerini artık paylaş sitemleridir... Amazon, e-bay, assos, go jane ve Türkiye'de hizmet veren online alışveriş sitelerinin tamamıyla iyi kötü tecrübelerim oldu. Ürünlerin gecikmesi, yanlış gelmesi ve iletişim kurulmasının neredeyse imkansız olmasından dolayı en kötüsünün Assos olduğunu söylediğimde bir sürü Assos bağımlısı arkadaşım bana kızacaklar ama Japonya'dan bile gelen doğru siparişler 3 kere şans vermeme rağmen Assos'tan ya hiç gelmedi yada yanlış geldi. En hızlı site bence Amazon ama yine de en güvenilir olanının e-bay olduğunu düşünüyorum. 

E-bay; e-bay'de beğendiğiniz ürünü satan satıcının e-bay'e ne kadar zamandır ve kaç yıldızlı üye olduğunu hatta ne kadar çok ürün sattığını kontrol etmelisiniz. Dükkanında birbirinden farklı çeşitte ürün olan satıcıları tercih etmenizi öneririm ve satıcıya verilen puan ve yorumlara da mutlaka göz atmalısınız. Özellikle Uzakdoğu'dan ticaret yapan satıcılar bu işe çok fazla yatırım yaptıkları için sizin ürün ile ilgili yaptığınız geri bildirimler çok önemli oluyor. E-bay yönetimi de bu konuda oldukça hassas. Yaşadığınız sorunun boyutuna göre kişinin tüm dükkanını veya hesabını kapatabiliyorlar. O nedenle ürününüz gelmediğinde veya yanlış geldiğinde satıcı ile hemen iletişime geçip para iadesi talebinde bulunabilir yada yeni ürün isteyebilirsiniz. Eğer geri dönüş alamazsanız e-bay yönetimine bir mail attığınız takdirde paranız yine iade edilecektir. Çok nadiren yaşanan bu sorunlar ne olursa olsun bir-iki gün içerisinde çözülüyor inanın bana:) 

Şimdi gelelim nasıl alışveriş yapılıyor kısmına. E-bay'den ve diğer tüm yurtdışı alışveriş sitelerinden güvenli alışveriş yapmak için önce kendinize bir PayPal hesabı açmalısınız.

1. PayPal Hesabı Nedir?
PayPal, eBay veya diğer binlerce web sitesindne güvenli bir şekilde alışveriş yapmanızı sağlar. PayPal 3D Secure alt yapısını kullandığından dolayı tüm dünyada en güvenli ödeme yolu olarak kullanılmaktadır. Yakın bir zamanda dil seçeneklerine Türkçe'yi de ekleyen PayPal'da kişisel hesabınızı açmak, mail adresi almak kadar kolay. Kişisel bilgilerinizin yanı sıra bir sefere mahsus olmak üzere kredi kartı bilgilerinizi veriyorsunuz ve başka bir kart kullanıdığınızda yeni kartınızın numarasını vermek yeterli oluyor. 
2. PayPal'ın avantajları nelerdir?
* Finansal bilgileriniz hiçbir zaman satıcılarla paylaşılmıyor.
* Elinize geçmeyen ürünler konusunda koruma sunulur
* Yetkisiz ödemelere karşı koruma altında oluyorsunuz
* Her ödeme e-posta ile onaylanıyor ve hesap hareketlerinizi dolar, euro veya türk parası olarak kolayca kontrol edebiliyorsunuz. 

PayPal hesabınızı aktive ettikten sonra, dünyanın neresinde olursanız veya dünyada bulunan hangi alışveriş sitesinden alışveriş yaparsanız yapın yalnızca 3 adımda kolaylıkla işleminizi tamamlayabilirsiniz.
(PayPal'ın reklamı gibi oldu:) 

3. PayPal Hesabı Nasıl Kullanılır?
Bundan sonraki aşamalarda yapacağınız tüm online alışverişlerde ödeme seçenekleri kısmında mastercard, visa ve paypal seçeneklerinden "PayPal"ı seçmeniz yeterli oluyor. PayPal şifrenizi giriyorsunuz, fatura adres bilgilerini onaylıyorsunuz (veya adresinizi değiştirebilirsiniz) ve ödemeniz tamamlanıyor. Bu süre içerisinde ekranda adres bilgileriniz dışında hiçbir özel bilgi görünmüyor ve kimseyle paylaşılmıyor. 
Tüm yurtiçi ve yurtdışı alışverişlerinizde PayPal ile ödeme yaparsanız her zaman güvenli ödeme yapmış olursunuz ve risk almadan kredi kartı bilgilerinizi paylaşmadan 

3. E-bay'den Nasıl Alışveriş Yapılır?
Öncelikle ne istediğinize karar verip çok iyi arama yapmalısınız. Arama yapmak için de çok iyi anahtar kelimeler seçmelisiniz. 
Benim sırrım; bulduğum ve beğendiğim ürünlerin adında kullanılan anahtar kelimeleri yeni aramalarımda kullanmak. Beğendiğiniz ürünlerin nasıl tanımlandığına bakarak yeni aramalar yapabilir ve istediğiniz şeye ulaşabilirsiniz. 

Denemeden alınmaması gereken şeyler elbette var ama bedeninizi bildiğiniz ve vücudunuzu tanıdığınız sürece sipariş verdiğiniz kıyafet ve ayakkabıların olmama ihtimali çok düşük. Ürünler hangi ülkeden geliyorsa, ürünün altında bulunan "description" yani açıklamalar bölümünde bir tablo oluyor. Beden ölçülerinin veya ayakkabı numaralarının Amerika ve Avrupa'ya uygun olarak neye karşılık geldiğini kolayca görebiliyorsunuz. Ayrıca yine bu bölümde ürünün yeni mi, ikinci el mi olduğunu, bedenini, renk ve kumaş detaylarını da bulabilirsiniz. 

Ürünün altında bulunan "description" bölümünün hemen yanında bir sayfa daha var. "Shipping" yani kargo ve ulaşım detaylarının bulunduğu bölümde ya Türkiye'ye ulaşım bedelinin ne kadar olduğu direkt yazıyor yada üst taraftaki kutucuktan Türkiye'yi seçip kargo ücretinin ne kadar olduğunu görebiliyorsunuz. 

Bu sene içerisinde e-bay'den dolabıma eklenen favorilerim, fiyatları ve kelime anahtarlarını aşağıda bulabilirsiniz... 
 8 dolar + 5 dolar shipping (kargo ücreti)
arama : lace skirt 

2 dolar + free shipping (kargo ücreti yok)
arama : spike bracelet 

130 dolar + free shipping (kargo ücreti yok)
arama : lita black boots veya wedge boots 
(aramalara free shipping eklemeyi unutmayın)

10 dolar + 8 dolar shipping (kargo ücreti)
arama : vintage fur (vintage kürk veya kahverengi kürk)

İnternet üzerinden alışveriş yapılırken dikkat edilmesi gereken noktalar :
- İnternet üzerinde alışveriş yapılan sitenin güvenliğinin  özel sertifikalarla sağlanmış olması 
gerekmektedir.

- Banka logosu ve adı kullanılsa bile kişisel bilgileri isteyen e-postalara ve sitelere yanıt 
verilmemesi gerekir. 

- İnternet kafe vb. halka açık ve kalabalık yerlerde olan bilgisayarlardan alışveriş yapılması 
durumunda, kredi kartı bilgilerinin güvenliği açısından son derece dikkatli olunması 

gerekmektedir.

- Sanal ortamda artan virüs tehlikelerine karşı, kredi kartının kullanıldığı bilgisayara antivirüs 
programı yüklenmelidir.

Wednesday, July 25, 2012

Joya'mor ile Kalbin Ritmi

Bir teoriye göre dünyada herkes birbirine 6 kişi uzaklıktadır... Hergün hepimize türlü tesadüfler getiren bu küçük dünyanın sunduğu sürprizleri de en çok yaşayan insanlardan biri olarak en sevdiğim filmlerin "Paramparça Aşklar ve Köpekler" ,"Babel"  ve "Reconstruction" olması ve hatta Lost dizisinin efsanesini hala üzerimden atamamış  olmam gayet normal diye düşünüyorum. Başıma gelen biraz tesadüf, biraz şans, biraz da anlatılsa masal olacak olayları hepiniz hergün yaşıyor olabilirsiniz ama bazen de doğru işaretleri doğru yer ve zamanda yakalamak gerekiyor -ki bir kere takip etmeye başlayınca şaşkınlıklar yerini eğlenceye bırakıyor... denemeye değer :)
Bir de yaşadığın herşeyin ve tanıştığın herkesin bir amacı olduğuna inanırım ben... Hayatın karşına getirdiği herşey planın bir parçasıdır ve bu plan öyle kusursuz işler ki ne yaparsan yap en sonunda kendi hayatını bile uzaktan izlemek zorunda kalırsın. Bütüüüünnn bunları neden anlattım çünkü "kalbin ritmi"nin hayatıma nasıl girdiğinin de tabii ki bir hikayesi var ve kısa bir özeti hakediyordu :) Detaylara fazla girmeden Joya'mor markasının sahibi Tülin Elver'le de tanışmamızın tesadüfleri, aynı okuldan mezun olup yıllar sonra buralarda kaynaşmamızın hikayeleri de hayatın bana sunduğu muhteşem tesadüflerden biriydi... 
Tülin, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu... O da Ankara'nın tozunu yutanlardan, İstanbul'a yol yordam göstermek için kendini yıllarca holdinglerin kocaman binalarına kapatanlardan. Ama sonra içindeki sese kulak verip istifasını basıp kendi markasını kurmak için uzun ve zorlu bir yola girenlerden. Hem ürettikleriyle hem de yaşadıklarıyla bana fazlasıyla ilham veren insanlardan biri. Yüzükleri, kolyeleri, ve bilezikleri kendi gibi o kadar zarif ve güzel ki Tülin'i görseniz bu takıları onun yaptığını zaten şıp diye anlarsınız. Ben en çok "kalbin ritmi" koleksiyonunu beğeniyorum hatta koleksiyona yeni bir yüzük eklemiş ki evlenecek olsam hiç düşünmeden alyans olarak alırdım. Yüzüğün bir tarafı altın, diğer tarafı gümüş her kıyafete, her takıya, her ortama uygun, kolyesi ise kalbinizin tam üzerinde duruyor ve enerjisini hissetmek için gerçekten orada olduğunu bilmeniz yeterli oluyor... 

Tülin'in Joya'mor ürünlerinin tamamını Lidyana 'dan bulabilirsiniz...  Gittiğiniz heryerde hatta sokakta bile insanların iltifatlarına hazır olun ve Tülin'in adını vermeyi unutmayın. Ben iki günde neredeyse 10 kişiye kolyemin hikayesini anlattım. Kalbin ritmi dedim, saf altından yapılıyor ve özel olarak tasarlanıyor dedim sonra çıkardım ve incelemelerini izledim. Gerçek bir tasarım gerçek bir enerji ile birleşince demek ki böyle oluyormuş dedim. Hayat bana ne getirirsen kabülümdür, şansınla, tesadüfünle, herşeyin en iyisiyle kapım sana sonuna kadar açık dedim, iyi insanlar yanımda olsun dedim ve güzel olan herşey sizi de bulsun dedim. Dedim ki hayatınız daha mutlu ve parlak olsun, Tülin gibi siz de kalbinizin sesini dinleyin ve bırakın hayat sizi de en güzel yerde, en doğru zamanda yakalasın...

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails