Showing posts with label Azcik macera. Show all posts
Showing posts with label Azcik macera. Show all posts

Thursday, January 21, 2010

Yuvaya Dönüş....


Herzaman ki gibi hızlı bir haftanın ardından tabii ki Ayşegül yataklara düşer ve kendine gelmeye çalışır.... Başkent gezim gerçekten çok hareketli ve bol eğlenceli geçti hatta o kadar ki fotoğraf çekmeye bile zamanım olmadı :)))
Bu uzun aradan sonra özlem gidermeye başlayabilirim sevgili blogumla....

Sunday, October 4, 2009

Hollister Hot Guys

En sevdiğim duvar reklamı olmuştu DKNY reklamı NewYork'a ilk geldiğimde çünkü kendimi en çok NY'de hissetiğim yer olan Soho'nun başlangıcı demekti hem de metrodan çıktıktan sonra kafamı kaldırır kaldırmaz gördüğüm ve yolumu bulmamı sağlayan dev bir pusula gibiydi... Ama günlerden bir gün kafamı bir kaldırdım duvarı bomboş gördüm ki artık ona ihtiyacım kalmadığını hissettiğim için suçluluk bile duydum....

Duvarla bile duygusal bir bağım oldu bu şehirde yani anlayacağınız ve duvarımın yerini günlerden bir gün, aynı duvarın altına dükkanını açan, Abercrombie'nin yan ürünü yada yan mağazası ne denirse? yanının bir şeyi olan bir marka Hollister'in dev logosu aldı....

Amaaaaa onları kısa sürede affetti bütün NewYork'lu "DKNY" sever kadınlar çünkü biz onlara "DKNY " resmini duvardan kaldırdıkları için kızmışta olsak her gün kat be kat gönlümüzü almayı bildi Hollister ve ekibi...


Ve ben ne zaman mağazanın önünden geçsem ya makinamı yanıma almamış oluyorum yada fotoğraf çekmeye utanıyorum ki fotoğraf çekmek için yada insanlarla konuşmak için yaratılan utanma genlerinin birazına hamurum gereği, geri kalanına da mesleğim geri pek rastladığım söylenemez ama elime makinayı alıp geçemiyorum şu çocukların karşısına sanırım yüzümde istemeden oluşuveren Nuri Alço gülümsemesine engel olamıyorum... Bu fotoğrafların da bir kısmını kendimce çaktırmadan çektim, diğerlerini de bazı site ve bloglardan aşırdım diyelim ki huyum hele de prensibim hiç değildir ama paylaşmam lazımdı bir şekilde :(



Çeşitli model ajanslarından seçilen ve kimi sadece içerde dikilip, ona buna laf atıp, dans eden, kimi de satış personeli olarak çalışan Abercrombie çocuklarını mı Hollister çocuklarını mı seçersin, hatta en çok hangi burnu beyazı seçersin, seversin deseler hmmmmm.... sanırım çekimser olurum ki onlar birlikte güzeller der kıvırıveririm... ama gerçek şudur ki onlardan birini ayırmak yada seçmek dolabından bir ayakkabıyı alıp diğerlerini ona buna bağışlamak gibi acı verir insana... nasıl seçim yapılır ki böyle durumlarda hiç bilmem...

Markanın ürünleri ve fiyatları konusunda hiç bir fikrim olmadığını söylememe gerek yok sanırım... içerde ki kimsenin de ilgilendiğini görmedim daha.... Zaten içerde ki parfüm kokusu insanı şarhoş eden cinsten ve bir süre sonra başım dönmeye başlıyor bu kadar karanlık, koku ve etrafta gezen yarı çıplaklardan dolayı sanırım dışarda Nuri Alço olan ben içerde fenalık geçirip, bayılmak üzere olan Banu Alkan oluveriyorum...

Ayrıca içeride bikini ve kot kombinli kızlar da satış elemanı yada manken olarak çalışsalarda hem fotoğraf çekilemiyor hemde her yer bikinili kız değilmi zaten canım o da eksik kalsın diye kestirip atılıyor...

İçeride fotoğraf çekilmemesi konusunda oldukça katılar, aslında NY'de hemen bütün dükkanlarda içeride fotoğraf çekilmesine izin vermiyorlar ve benim hiç bir fikrim yok ki Türkiye'de de aynı kurallar geçerli mi? Belki de bu kadar elimde fotoğraf makinası ile gezmediğim için hiç uyarılmadım ama bazen o kadar güzel dekoru olan dükkanlara denk geliyorum ki beynime kazısam sonra da scan etsem istiyorum :)


P.S: Mağaza, Soho(south of houston) olarak bilinen NY'nin en işlek bölgelerinden biri olan Houston St. ile Broadway arasındadır... Koca resminin bulunduğu duvarın dibinde köşededir.... Lafayette istasyonundan indiğinizde karşıya geçip düz yürürseniz de mağazayı kaçırmanız için hiç bir neden göremiyorum....

Thursday, August 13, 2009

Dost Başa Düşman Ayağa

NO High Heels NO Entrance





Greenhouse is the first eco-friendly nightlife destination. Delirmiş bir yer çevre dostu ilk bar falan yalan içeriyi göremedim aama girip çıkan saçma kostümlü tiplerle, Gossip Girl'den fırlamış "uptown" insanlarını görünce içerde neler döndüğünü tahmin ettim...






Mekan önemli değil elbet bir gün gidilecek ve fotoğraflar koyulacak ancaaaakk içeri girilememe sebebi çok trajikomik... Şudur ki komik ve trajik olan şey sorun sadece benimle ilgilidir... Ve o sorunda şudur ki ayağımda topuklu olmaması... Hele de kapıda haftaiçinde gidilecek bir bara oranla baya uzun bir kuyruk olmasına rağmen (NY'da kapısında kuyruk olan club-bar-restaurant,vs.. o mekanı değerlendirir ve de bu oranın iyi bir yer olduğu anlamına gelir) bizim içerden tanıdıklar falan numaramız vardı ve beklemeden giriverecektik amaaaaaa kulağındaki kulaklığın NASA ile bağlantılı olduğunu düşünen bilir ve karar verir kişi üzerimde ki dekolteli muhteşem elbiseme aldırmadan ayağımda ki ayakkabılarımı beğenmedi....

Hani başından aşağı birşeyler dökülür falan durumu vardır ya işte o anda bütün ayakkabı dolabım üstüme devrilmiş gibi hissettim... Ulan daha en son cebimdeki son parayı yine ben vermedim mi o ayakkabılara, ulan seni ayakkabılarımın topuğuyla döverim, ulan bu beğenmediğin ayakkabı antika... daha o kadar çok şey demek istedim ki "Mr. Çok Önemli" ye anlamadım bile kapı dışında hala kendi kendime konuştuğumu...
Neyse sonuç olarak en kötü şey başta annem ve arkadaşlarım kesin gülme krizi geçircekler amaaa umarm daha sonra da mantıklı bir şekilde neden heryerde topuklu ayakkabı giydiğimi yada en azından çantamda taşıdığımı anlayacaklar...
Züğürt Tesellisi işte... bir torba saçmalık falan falan ama neymiş bir iki çift daha ayakkabı alınasıymış bu travmanın üstüne...
Süper yüksek topuklu ve eğlenceli haftasonları olsun herkeslere o zaman.... Benden bu kadar çalışma zamanı bu hafta....

Wednesday, May 6, 2009

Sonunda Pes Ettim...






NYC'de herkesin tahmin ettiğinden fazla Türk yaşar ve hemen her gün yolda,sokakta illa Türkçe konuşan birilerini görürsünüz...Ve de tahmin edilenden fazla Türk Lokantası ve bakkalı ıvırı zıvırı vardır ki ben geldiğimden beri hiç birine gitmemeye özen gösteriyorum...İnsanlar sürekli hangisinin daha ucuz ve iyi olduğunu tartışadursun yada bana tavsiye ededursun şurda kalacağım bir seneyi son 20 yıldır yediğim yemekleri tekrar yiyerek geçirmeyi düşünmüyorum...Kİ hala aynı fikirde olsam daa bugün lahmacun krizim tuttu...Zaten uzun zamandır bir ayran krizi yaşanmaktaydı ki lahmacun da eklenince buna ağzımın suyunu tutamaz oldum,gören aşeriyor sanır, 50 dolar deseler veririm... Öğleden sonra iş görüşmesi için gittiğim Güllüoğlunda arkadaşımla baklava yedik ki pek parlak sayılmasa da nefsimizi köreltti ama anladım ki benim derdim başka... Kİ nitekim sonunda akşamımız lahmacunla taçlandırıldı:))Gün boyu Türk Günü oldu bize yani ki bu da ancak 7 ayda bir yapılır heralde ama lahmacun ve ayran ikilisi,ellerimin soğan kokması hatta mekanda Türk kanallarının olması ve hatta ve hatta Çarkıfelek izleyip Memet Ali'yi görmek bile günüme neşe kattı...
Yaaa öle işte gün gelir bir lahmacuna hasret,soğanları domastesleri içine düre düre sonra da öpe öpe yiceksin deselerdi kırk yıl düşünsem inanmazdım...

Address: Mangal Kebab
4620 Queens Blvd, Sunnyside

Wednesday, April 8, 2009

Sonunda Manikür



Sonunda manikür yaptırmayı başardım hemde evin 3 blok aşağısında bir yere... 7 Dolara pekte fena değildi hemde... çok pahalı olacağını düşünüyordum yada güvenmiyordum ki haklıymışım ama yine de idare ettik işte... Son hamlede kullanılan UV ışınlı oje kurutması makinası çok cilloptu ve ojeyi de uzun ömürlü kıldı onun için sesimi çıkarmadım... Su kullanmıyorlar,aletleri sıcak fırına koymuyorlar ki zaten sürekli müşterilerin kendin kutusu ve içinde kendi aletleri var...ama en çok Rakı Beyazı diyememek koydu yemin ederim...natural white falan dıom ama canım cıktı 15 yaşındaki hintli kıza rakı beyazını anlatana kadar...işte o an "homesick" oldum bi burnum sızlamadı değil ki manikürcü kızla dedikodu yapamamakta ayrı bir karın ağrısıydı...

haa bide burda ojeler çok pahalı onun için insanlar manikür yaptırmayı tercih ediyorlar ki genelde kadınlar özellikle zenciler inanılmaz uzun ve renkli hatta desenli boyanmış takma tırnakları tercih ediyorlar ama gerçekten daha ucuza geliyor sanırım... 30 dolara kadar çıkan oje fiyatlarını gördükçe iyi ki yanımda bir çanta oje getirmişim diyorum.. ah pastelim, flormarım var mı onlar gibi yadigar dost beee...

Saturday, March 28, 2009

Rocky Horror Picture Show







Fucking Great NewYork City Stuff... Haftalardır planladığım bir şeydi bu... hmmmm bilemedim ne desem...Gösteri, tiyatro, sinema, performans bilmiyorum şimdi anlatınca siz bi ad bulursunuz kendiniz çünkü gerçekten benim tek bulduğum isim "fuckin great NY stuff" oldu çünkü sanırım böyle aptalca ve aynı zamanda böyle zekice hatta uçukkaçıkça şeyi dünyanın hiç bir şehrinde izleyemezsiniz... Olaylar şöyle gelişiyor ki bilet alırken ağzınız açık, gözleriniz şaşkın kalmaya alışıveriyor çünkü kapıda birbirinden saçma ve uçuk kıyafetlerle bilet alan insanlar görmeye başlıyorsunuz...

Cuma ve Cumartesi Gece yarısından sonra saat 12.00'de başka zaman değil kendisi,
"Rocky Horror Picture Show" şöyle ki yaklaşık 35 sene önce aslında resmi olarak 1975'te sahnelenmeye başlanan bir show. Susan Sarandon ve 7 kişilik bir ekipten oluşan filmin kadrosu da konusuda kaçık ve saçma bir şey...bilmiyorum ki bu film bu show için özelmi çekilldi yoksa birileri bu saçma filmi gerçekten sanat olsun diye mi çekmiş... Neyse şimdi şöle ki...Kapıya geliyorsunuz ve showa gelirken hertürlü kostüm serbest olduğu için hatta neredeyse bu bir gelenek olduğu için saçma sapan giyinmiş insanlarla bilet alıyorsunuz...Çok kısa bir süre kuyrukta bekliyorsunuz ve zaten küçücük olan sinema salonuna girmek için kapı açıldığında koşmaya başlıyorsunuz... Vee sahne de ışıklar ve müzik...Bir anda koşan seyircilerin koltuklarına oturcağını düşünürken sahnede 80lerden gelen bir dans stiliyle oynamaları ne yapıyor bunlar be?sorusuna götürüyor sizi ama gerçekten cadılar bayramına gider gibi giyinmiş bir grup muhtemelen sarhoş yada high insanın sahnede oynamaya başlaması eğlendirmiyor değil...Yaklaşık 45 dak. süren müzik ve dans aralarında ağızları kapalı kese kağıtları satılıyor... Sadece 2 dolara bunları alıyorsunuz ki mutlaka alınmalı muhteşem eğlenceli paketçikler bunlar ancaaak film başlamadan önce sahneye "VİRGİN"ler davet ediliyor... Bu da demek ki gerçekten virginler yani bakireler değil daha önce bu showu görmemiş olanlar... onlara virgin deniliyor...setyircilerin arasından seçilen bir grup insana orgazm taklitleri yaptırılıyor yada ona benzer çeşitli "dirty" şeyler... ayrıca sahnede ki virginlere sunucunun yönlendirmesiyle hertürlü küfür edilebiliyor ahhaah çok eğlenceli... neyse kese kağıtları alınmalı,küfür edilmeli,virginler suçlanmalı ilk kez geldikleri için ve artık oturulmalı ve sakinleşilmeli (yalan öyle bir şey yok) çünkü film başlıyor ve aynı anda perdenin önünde film de ki oyuncularla tıpkısının aynısı giyinmiş iki oyuncu belirliyor... onlar ne yaparlarsa aynısı yapılıyor ve aynı anda onlar ne söylerse aynısı söyleniyor ve hareket ediliyor aynı anda... Mantık bu yani aslında perde de ne olursa sahne önünde ki oyuncularda aynısını yapıyor,aynısını giyiyor ve birileri sürekli arka fona filmin arka fonunu taşıyor... buraya kadar herşey normal gibi görünse de mesela düğün sahnesinde bir anda kafanıza pirinçler yağmaya başlıyor ki farkediliyor ki kese kağıtlarının içinde filmde ki malzemeler var yani filmde evlenen çiftin üzerine bereket için pirinç atılıyor... veeee biz de sahneye ve hatta birbirimizin üzerine kese kağıdının içinde ki paketten çıkan pirinçleri atıyoruz... (hala saçımdan pirinç çıkıyor) Bu arada filmde akan diyolagların arkasından seyircilerin arasında ve ön sırada oturan takım elemanları yorumlar yapıyorlar bağırarak... yorumlar yani bizim film izlerken yaptığımız yorumların aynısı diyebilirim...küfür etmece,üzülmece,ayıplamaca hahaah sesli yorum hatta bağırarak hatta ağzından tükürükler savurarak...YAPMA SALAAKKK... KALTAK DAHA ÖNCE AKLIN NERDEYDİ...OHA KIÇI GÜZELMİŞ...ÇÜŞŞ YEDİN BE KIZI... gibi:)) aralarda ayağa kalkılıyor,dans ediliyor ve yeri geldikçe oyuncuların üzerine paketten çıkan tuvalet kağıtları,ekmekler,kartlar,toplar...vs fırlatılıyor sonra tuvalet kağıdı rolo savaşı başlıyor oyun sürerken...
ay daha ne anlatayım bir kere daha gıtmem lazım çünkü fotoğraf makinam bana ihanet etti ve şarjı bitti... ama gerekenler elimde yine de :))

P.S:
Chealseview's Theatre Cinema
14th St. Between 7th and 8th Ave.
Cuma ve Cumartesi saatler gece yarısına vurduğunda sadece 9 dolara muhteşem bir gece
(sarhoş gidilmesi önerilir ben gitmedim pişman oldum ama bir kere daha gidicem bende dans edicem sahnede... Kostüm mü? hımmm tekila sayısına göre değişir)
Ayrıca Youtube'da showun bi kısmı da izlenebilir... Eski showlardan yada başka eyaletlerde ki showlardan parçalar... oyuncular değişmiş sanırım ama olay aynı 35 yıldır hiç değişmemiş, ayrıca "FAME" filminde de bu showdan bir parça görülebilir...













Tuesday, March 3, 2009

aysegul strıptızde


En muhtesem NY Gentlemen Clublara henüz gidememiş olsamda en azından bir tanesine gitmeyi başardım... Yine bir parti çıkışı nasıl karar verdiğimizi bile hatırlamıyorum, çıplak kadın görmeye meraklı beş Türk genci bastık gıttık hafta ıcıydı ve cok kalabalık degıldı dans eden kızlarda pek ısteklı gorunmuyorlardı cunku ızleyen grup pek coskulu olmamakla bırlıkte sutyene, dona 1-2 dolar sıkıstırmakla yetınıyorlardı... kızların yaptkları akrobatık hareketler sanırm sutyene sıkısan paralar arttıkca degısıyor... bu arada ıceride fotograf cekmek yasaktı ama ben ki Uğur Dündar ekolüyle yetişmiş genç bir gazeteci olarak yasak görüntüler nasıl gizli kameraya alınır maharetlerimi göstermiş oldum;))
Not: fazla edepsiz goruntulerde vardı yuklemedım herseyın bı adabı var dıyerekten gıttınmı gıttık ıste gordunmu gorduk ıste...





Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails