Saturday, March 28, 2009

Rocky Horror Picture Show







Fucking Great NewYork City Stuff... Haftalardır planladığım bir şeydi bu... hmmmm bilemedim ne desem...Gösteri, tiyatro, sinema, performans bilmiyorum şimdi anlatınca siz bi ad bulursunuz kendiniz çünkü gerçekten benim tek bulduğum isim "fuckin great NY stuff" oldu çünkü sanırım böyle aptalca ve aynı zamanda böyle zekice hatta uçukkaçıkça şeyi dünyanın hiç bir şehrinde izleyemezsiniz... Olaylar şöyle gelişiyor ki bilet alırken ağzınız açık, gözleriniz şaşkın kalmaya alışıveriyor çünkü kapıda birbirinden saçma ve uçuk kıyafetlerle bilet alan insanlar görmeye başlıyorsunuz...

Cuma ve Cumartesi Gece yarısından sonra saat 12.00'de başka zaman değil kendisi,
"Rocky Horror Picture Show" şöyle ki yaklaşık 35 sene önce aslında resmi olarak 1975'te sahnelenmeye başlanan bir show. Susan Sarandon ve 7 kişilik bir ekipten oluşan filmin kadrosu da konusuda kaçık ve saçma bir şey...bilmiyorum ki bu film bu show için özelmi çekilldi yoksa birileri bu saçma filmi gerçekten sanat olsun diye mi çekmiş... Neyse şimdi şöle ki...Kapıya geliyorsunuz ve showa gelirken hertürlü kostüm serbest olduğu için hatta neredeyse bu bir gelenek olduğu için saçma sapan giyinmiş insanlarla bilet alıyorsunuz...Çok kısa bir süre kuyrukta bekliyorsunuz ve zaten küçücük olan sinema salonuna girmek için kapı açıldığında koşmaya başlıyorsunuz... Vee sahne de ışıklar ve müzik...Bir anda koşan seyircilerin koltuklarına oturcağını düşünürken sahnede 80lerden gelen bir dans stiliyle oynamaları ne yapıyor bunlar be?sorusuna götürüyor sizi ama gerçekten cadılar bayramına gider gibi giyinmiş bir grup muhtemelen sarhoş yada high insanın sahnede oynamaya başlaması eğlendirmiyor değil...Yaklaşık 45 dak. süren müzik ve dans aralarında ağızları kapalı kese kağıtları satılıyor... Sadece 2 dolara bunları alıyorsunuz ki mutlaka alınmalı muhteşem eğlenceli paketçikler bunlar ancaaak film başlamadan önce sahneye "VİRGİN"ler davet ediliyor... Bu da demek ki gerçekten virginler yani bakireler değil daha önce bu showu görmemiş olanlar... onlara virgin deniliyor...setyircilerin arasından seçilen bir grup insana orgazm taklitleri yaptırılıyor yada ona benzer çeşitli "dirty" şeyler... ayrıca sahnede ki virginlere sunucunun yönlendirmesiyle hertürlü küfür edilebiliyor ahhaah çok eğlenceli... neyse kese kağıtları alınmalı,küfür edilmeli,virginler suçlanmalı ilk kez geldikleri için ve artık oturulmalı ve sakinleşilmeli (yalan öyle bir şey yok) çünkü film başlıyor ve aynı anda perdenin önünde film de ki oyuncularla tıpkısının aynısı giyinmiş iki oyuncu belirliyor... onlar ne yaparlarsa aynısı yapılıyor ve aynı anda onlar ne söylerse aynısı söyleniyor ve hareket ediliyor aynı anda... Mantık bu yani aslında perde de ne olursa sahne önünde ki oyuncularda aynısını yapıyor,aynısını giyiyor ve birileri sürekli arka fona filmin arka fonunu taşıyor... buraya kadar herşey normal gibi görünse de mesela düğün sahnesinde bir anda kafanıza pirinçler yağmaya başlıyor ki farkediliyor ki kese kağıtlarının içinde filmde ki malzemeler var yani filmde evlenen çiftin üzerine bereket için pirinç atılıyor... veeee biz de sahneye ve hatta birbirimizin üzerine kese kağıdının içinde ki paketten çıkan pirinçleri atıyoruz... (hala saçımdan pirinç çıkıyor) Bu arada filmde akan diyolagların arkasından seyircilerin arasında ve ön sırada oturan takım elemanları yorumlar yapıyorlar bağırarak... yorumlar yani bizim film izlerken yaptığımız yorumların aynısı diyebilirim...küfür etmece,üzülmece,ayıplamaca hahaah sesli yorum hatta bağırarak hatta ağzından tükürükler savurarak...YAPMA SALAAKKK... KALTAK DAHA ÖNCE AKLIN NERDEYDİ...OHA KIÇI GÜZELMİŞ...ÇÜŞŞ YEDİN BE KIZI... gibi:)) aralarda ayağa kalkılıyor,dans ediliyor ve yeri geldikçe oyuncuların üzerine paketten çıkan tuvalet kağıtları,ekmekler,kartlar,toplar...vs fırlatılıyor sonra tuvalet kağıdı rolo savaşı başlıyor oyun sürerken...
ay daha ne anlatayım bir kere daha gıtmem lazım çünkü fotoğraf makinam bana ihanet etti ve şarjı bitti... ama gerekenler elimde yine de :))

P.S:
Chealseview's Theatre Cinema
14th St. Between 7th and 8th Ave.
Cuma ve Cumartesi saatler gece yarısına vurduğunda sadece 9 dolara muhteşem bir gece
(sarhoş gidilmesi önerilir ben gitmedim pişman oldum ama bir kere daha gidicem bende dans edicem sahnede... Kostüm mü? hımmm tekila sayısına göre değişir)
Ayrıca Youtube'da showun bi kısmı da izlenebilir... Eski showlardan yada başka eyaletlerde ki showlardan parçalar... oyuncular değişmiş sanırım ama olay aynı 35 yıldır hiç değişmemiş, ayrıca "FAME" filminde de bu showdan bir parça görülebilir...













Thursday, March 26, 2009

Unutmadım...

Vallaa boşlamadım billa boşlamadım... Sadece pek bir şey yapmadım bol fotoğraf çektim yine ama yükleyecek keyfi bile bulamadım bir türlü... Bu hafta başım metroyla beladaydı.Salı günü tam iki saat yerin altında sıkışıp kaldım ve belki 6 kere transfer yaptım metrodan metroya...Downtown-Uptown arası mekik dokudum da denilebilir...Ama benim suçumdu yalnız zamanda yalnış metroya bindim...Neyse öle bir şeyler işte sürekli bir metroya yetişme ve saate bakma durumu bu hafta bir yandan da okulun devam zorunluluğu yüzünden ders kaçırma stresi falan...Üniversite de,lise de bu kadar stres yapmadım ben devamlılık yüzünden yemin ederim ya...Adamlar vizeyle tehdit edince koşmayı bile göze alıyorsun hatta başka okula transfer olamıyorsun falan resmen tehdit büyük tehdit yani...Bu şehrin böyle bir şeyi var işte geldinmi kopamıyorsun, koptunmu dönemiyorsun... Neyse pek keyfim yok sonuç olarak bu hafta,param da yok zaten...havaların bile pek keyfi yok...Kuaföre gitmek lazım,manikür yaptırmak lazım,kendine gelmek lazım...İngiliz aksanı bile keyfimi yerine getiremedi şu sıra ki Manchaster'lı İngiliz dükü Richard'dan ve aksanından bahsetmek hiç istemiyorum... bir iki gün müsaade bu cumaya çok bomba planım var bakalım başarabilirsem onunla devam edip diğer fotoğraflarla süsleyeceğim sanırım...

P.S. okulda blogumdan bahsettim acil ingilizce de yazmam lazım ama forever21 28beden jeans beden kıçıma (sanırım zenci kıçına göre yapıldığı için bu kdr küçük beden) güvenemiyorum ...ayrıca caanım dostlarımdan da güzel yorumlar geliyor ki okunduğunu anlıyorum yoksa tık yok valla...

Sunday, March 22, 2009

Pazar Okuması

Elif Şafak/Aşk
Bir kitap içinde kitap...

Elif Şafak'ın son romanı "AŞK", aslında bir değil, iki kitaptan oluşuyor(muş). Bu kitap roman içinde roman, zaman içinde zaman, aşk içinde aşk taşıyor(muş).Biri 2000'li yıllarda Boston-Amsterdam hattında, diğeri 1240'larda Semerkant-Bağdat-Konya hattında ilerleyen iki paralel öykü.
Bu bir "kitap içinde kitap".
Sipariş ettim arkadaşıma Nisan'da geliyor kitap ki pek okuyamam Elif Şafak'ın kitaplarını bir yerden sonra kesilir süt gibi kaskatı ekşi kalıverir ama yine de hem çok itici hemde cok çekici gelir bu saçlarını yüzünden bir türlü çekmeyen kadının yazıları ve kitapları...
Varsa okuyanınız yorum yapsın yoksa ben Nisan'da gelirse bi hafta içinde yorumu yapmış olurum...
Bu arada bide kitap,film falan mı önersem arada "label"(etiket)lerin arasına birde kitap film başlığı atarız olur biter ha?


Bir de Oray Eğin'in son kitabı çıkmış...Bir diğer çekici ve de itici yazar ama her zaman mesleğinin "gazeteci"lik olduğunu kıvırmadan söyleyen farklı bi adam...Aksanı azcık kıvrık olsa da yine de lazım kıvırmayan ve kendi tabiriyle "kral çıplak" diyen adamlar...Vardır bunun da altında bi bit yeniği diyen bir sürü insan vardır kesin de öğrenemedik bi tersten,alttan,yandan bakmaya çalışmaktansa azcıkta düz bakıp,düz anlamaya ve yorumlamaya çalışmayı bir şeyleri...Öğrenemedik kendimize benzemeyeni de kabullenmeyi....
Neyse iste bu kitabı da ısmarladım ben varsa okuyan yada okumaya heveslenen bi iki yorum da buna yazıversin...Pek meraktayım buralarda

Thursday, March 19, 2009

Max Brenner Chocolate Bar

İki ayrı dükkan...İkisi de birbirinden süper...İlk gidişimin üstüne 4-5 kere daha gittim sanırım ve her gidişimde içeri girdiğim anda çikolata kokusunun saçlarıma sinmesi bütün duyularımı harekete geçiriyor diyebilirim...Tavandan uzanan boruları gözlerinizle takip ederseniz ucunun çikolata çeşmelerine vardığını görürsünüz ve daha yemeden bütün mutluluk hormonları sizin oluverir... Charlie'nin Çikolata Fabrikasının bir diğer versiyonu diyelim hattaKocaman menüleri var... Çikolata pizzalarından,marshmallowlara,sıcak çikolatalar ki gerçek ve hakikiler,pastalar,kekler allahım hangi birini anlatayım sadece çikolata ve mutluluk dağıtmak için dağıtılmış bir çikolata evi... Kocaman bir çikolata barı var her iki mağazada da ve barın arkasında bu muhteşem tabakları hazırlayan ustalar var... Ama herbiri muhteşem Fransız filmlerinden fırlayan,cool,romantik aşcılara benziyorlar... İçerisinin genelde masalara konumlanmış dedikodu yapan kadınlarla dolup taşmasının bir diğer sebebi de bu yakışıklı, dövmeli ve kafasında bandana olan çikolata dahileri... Ayrıca "fabrikanın" logosunun kel ve küpeli bir adam kafası olması da tesadüf değil sahibinin tıpkısınn aynısı yani adam kendi kafasını koymuş peçetelere, duvaralara, tabaklara... İki kız arkadaş için burdan daha iyi bir yer olabilir mi dünyada... Çikolata şırıngasını aşılarken ve tepende ki borulardan çikolatalardan geçerken,barda ki sihirbaz çikolata ustalarını izlemek ve mutluluk hormonu salgılamak...
New York Cıty= sözlükte aranırsa başka bir tanım bulunamaz sanırım...


















P.S: Union Square 841Broadway (Between 13th and 14th st.)
East Village 141 2nd Ave at 9th St.
www.maxbrenner.com

Sunny Day









Dün kü hava anlatılmaz yaşanırdı sanırım sadece...Geldiğimden beri ilk defa kabanımı çıkarıp sokaklarda yürüdüm...İnanılmazdı ve Greenvillage,Soho ve Tribecca civarına doğru yola çıktık üç kız...(Kore ve İspanyol menşeyli olurlar kendileri) Ki bu "neighbourhood"lar yani mahallemi desem manhattan adasının bölgeleri diyelim Kadiköy,Nişantaşı misali ama ne semt diyebilirz ne de belediye:) Neyse... Ki bu bölgeler dünyanın en büyük markalarının konumlandığı (DKNY,MarcJacobs,Versace,LV,Armani) artislerin, sanatçıların,aktörlerin ikamet ettiği bir bölge...Şansınız varsa bir kaçını görebilirsiniz ki vakti zamanında gördüm sanırım ben bi iki afilli artis... Ki bu bölge NY'da sokaklarda müzisyenlerin olmadığı nadir bölgelerden bir tanesi sanırım... Gezdik,gezdik ve günü bir Marc Jacobs ruj kalem ve gri ve mavi olmak üzere iki ojeyle bitirdim...Demeyin ki onlar nası renk çok popüler burda öle cart curtta değil ustruplu renkler yani çok klas demedi demeyin yazın herkesin ellerinde görürsenir oralarda da bilin ki ben artık sürmüyorum :)) Neyse... Marc Jacobs ki bölgede farklı yerlerde küçük küçük,farklı konseptlerde 4-5 tane mağazasını bulabilirsiniz...ürünlerin fiyatları ise 30dolardan başlar Bin Dolara kadar çıkar...Bknz: Sex And City, Carrie'nin favori mağazasıdır... Ama biz ancak 1.5 dolarlık ruj kalemlerden alabildik ki daha fazla almayı düşünüyorum lakin muhteşem bir hediye olacaktır bizim kızlar için...anahtarlık ve magnetten iyidir en azından...
Merak Edenler için kalem rujun fotoğraflarını çektim ve bir tanesini de Moda Cadısı'nın blogundan çaldım ki ben alırken onda da olduğunu bilmiyordum ama fotoğraf süper olmuş ve bir kez daha anladım ki bu cadıyı bundan seviyorum... Şiddetle tavsiye ederim kendisinin blogunu...Benim sayfamdan da bulunabilir takip listemdedir... Birbirinin taklidi bir sürü moda blogu adı altında bugün ne giydim bloglarından çok daha naif ve kalitelidir önerilir....
P.S: valla arkadaşım değil samimi öneri blogu








Wednesday, March 18, 2009

St.Patricks Day
















British Day,Irısh Day ne derseniz deyin ama eğlenin...British'lerin Amerika'ya geldikleri gün yada kurtuldukları gün kimse net bir şey söylemiyor sadece yeşil birşeyler giymek yada takmak,etek giymek,sarhoş olmak ve kavga etmek günün tek anlam ve önemini anlatıyor artık...Barda ki çıtır eteklilerden sonra bugün resmi olarak gaydalar çalan ve yürüyüş yapan bütün eyalatlerden gelen Irısh'leri selamladık

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails