Saturday, March 14, 2009

Mean Fiddler Irısh Nıght






Times Square'in göbeğinde bir Irısh Bar'ı günün hersaati gidip içilir,maç izlenir ve akşam 9dan sonra hertürlü insan gelmeye başlar...yeri itibariyle çok fazla gerçek amerikalı bulamazsiniz bulsanızda genelde Queens civarından gelen o geceyi biriyle geçirmeye programlanmış insanları bulabilirsiniz...
Sonuç evvelden beri gittiğim dil okulu olan Geos'un bütün partileri orda yapılırmış ki sebep "underage" öğrenciler girebilsin çünkü biraz görmezden geliyorlar...neyse geldiğimden beri en çok gittiğim yer oldu orası çünkü hep yanımızda illa bir yaşı tutmayan yeniyetme oluyor...Ve dün gece yine bir Mean Fiddler gecesi daha... Saatler gece yarısını vurduğunda barın üzerine çıkıp dans eden kızlar ve içilen free tekilalar haahha yani barın üzerine çıkarsan tekila shot veriyorlar ki bende artık bedavacılardan olup hatta barın üzerinde show yapmaya falan başladım kızlarla hahaah ama ilginçtir ki o kadar kız tepelerde kıçlarında etekler dans ediyorlar bir allahın kuluda ne laf atıyor ne barda kızların kıçlarına bakmaya çalışıyor ne de indiğinde yavrum diye yanına geliyor...Eğlenmek için dans eden kızlar ve eğlenmek için onlara tempo tutup izleyen erkekler... Ki zaten ortada birinin niyeti varsa kimsenin bir yerlere çıkıp dans etmesine gerek kalmıyor... Amaaa dün daha ilginç bir şey oldu... Salı günü St.Patricks günü (ki yapılacak yürüyüşün fotoları gelecek) Irısh Day yani yüzlerce insan yeşiller giyecek sokaklarda sarhoş gezecek,etekli erkekler gayda çalıp popolarını açma yarışmaları yapacaklar... Dün de bir grup çalgıcı,türkücü kıçlarında etek ellerinde gayda bara girip barın tepesine çıkmasınlar mı... Ve film koptu tabi o eteği kaldırmak isteyenler,alttan foto çekmek isteyenler ulen o kadar kız etek giyiyo barın tepesinde dans edio bi tane herif çıkmıyor alttan foto çeksin biz etekli adamları gördük delirdik:))

p.s: etekli erkek fikri hiç fena değil seksi bile denilebilir...
p.s: 47th Street Between 7th and 8th Ave. Mean Fiddler

Thursday, March 12, 2009

crazy day

bazen bazı şeyleri anlatmak için türkçe yerine ingilizce konuşasım geliyor...artislikten değil bazı durumlarda bazı kelimeler ingilizce'de daha yavan ve basit olduğu için türkçe konuşurken daha çok açıklama yapmak gereği duyuyor insan sanırım...bugün aynen öle bir gün yaşadım ve bütün gün etrafa türkçe küfürler savurup what a crazy day!! die başlayan cümlelerle insanlara günümün nası geçtiğini özetleyiverdim...bir iki gündür pek bir atraksiyon yok evden okula okuldan eve şeklinde geçiriyorum günlerimi...bir de yeni aldığım iki elbisenin faturalarını kaybettim değiştiremiyorum bugün birini giydim fena olmadı aslında ama diğeri için bir kaç kilo daha vermem lazım...ama dünnnn skinny jeans aldım...hemde paçaları fermuarlısından nerdeyse 5 senedir kendime kot almıyordum ama gün bugünmüş deyip 15 doları basıp süper bir kot sahibi oldum altına da topukluları çekince valla da güzel oldu billa da güzel oldu... sonra dün gece yine bir bardaydık yine bir sürü international öğrenci yarısı ispanyol, kalan yarısı italyan ve koreli olmak üzere bir sürü taş gibi adam vardı mekanda... bende de skinny jeans:)) ama ellrim bomboş yüreğimde bir sızı şarkısıyla eve dönerken öksürmeye başlamıştım bile ki tevekkeli başımın ağrıması hatta "Hot İtalian" çocuğa telefonumu vermeyi unutmam bile açıklanmış oldu çünkü sabah gözümü açamadım...nerdeyse nefes alamıyorum bugün ve öksürüyorum...okul ekildi,okuldan alinması gereken çocuğa gecikildi,annesinden fırça yenildi,tekrar akşam okula gidildi eve gelindi ev arkadaşlarıyla ki mesela "rommie"daha sempatik muhabbet edildi ve yatıldı... böyle anlatınca "crazy day" gibi gelmiyor ama nerdeyse nefessiz bir burunla kızın okula koşarken sonra da annesiyle telefonda mesajlaşarak tartışırken çok da eğlenceli bir gün geçirmediğimin çoktan farkındaydım...ve gerçekten telefonum o civarda çekmiyor ve gerçekten 15dk'dan fazla metro bekledim ama neye yarar konu kapandı ve ders alındı sorumluluk herşeyin önünde ve işte bu yüzden özür dilerken ingilizce konuşmak daha yüzeysel ve daha kolay siz-biz, alt-üst hitap farkı olmadan ve sorrylerle iş bitiyor ama gel gör ki için türkçe işte...
jean fotolarımı yuklesem mi bilemedim hehe görmemişin küçük kıçı olmuş hesabı:))

Monday, March 9, 2009

brunch with mimoza





kuş sütüyle beslerim sizi diyen bir arkadaşınız varsa eğer ertesi gün mide fesatı geçirirsiniz....öğleden sonra 14.00 civarı başlayan brunchımız gece 24.00 sularında son buldu bu arada 3-4 posta yemek ve 2 film ve arada teras sefasıyla keyfe keyif katıldı ki aradaki alkol ve kaçamak yenen yemekler görmezden gelinsin die... yediğim şeyleri saymak isterdim ama gerçekten midemi bırak görmeye bile katlanamadım bugün hiçbir yemeği onun için fotoğraftaki herşeyin en azından tadına baktım diyebilirim...ve filmler... Visitor ve bir Woody Allen klasiği sonu olmayan Vicky Cristina Barcelona ama ikisi de iyi filmlerdi... izlenesi der notumu düşer bir pazar günüde böyle geçti derim...

Friday, March 6, 2009

Ghost Buster






Ghost Buster serilerini izlemeyen yoktur herhalde...
3 sinema filmi ve muhteşem bir çizgifilm serisi...
Uydum üç İspanyol'un bir Koreli'nin aklına GhostBuster'ın çekildiği itfaiye binasına gitcez diye tutturunca takıldım ben de peşlerine gittim. Gide gide boş bi binayla karşılaştık... İçerde itfaiye aracı vardı da allahtan inandım oranın ne binası olduğuna ama kitaptan öle okumayla gidilirse öle olur işte diceem geldi ama çektik iste fotoları neyim yine de... Buraya gelen bütün öğrencilerin yaptıkları tek şey kitaptan gidilecek yerleri belirleyip kitap aklıyla gidip,görüp hayal kırıklığına uğramak...onlar sayesinde süper yerlere de gittim kabul ediyorum ama yine de kitap işiyle olcak iş değil bu anladık son bir kere daha... ama sırada Sex and The City'nin çekildiği mekanlar var özellikle de Carry'nin evini görmek istiyorum ama biliyorum ki boş bir binayla karşılacağım yine... Ama o merdivenlerde Carry'nin ruhuna bir sigara yakmadan NY'dan ayrılırsam aha da şuraya yazıyorum gözüm arkada kalır...



Thursday, March 5, 2009

IchiUmi Japanese Sushi








Yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğini anlat derler ya bu NewYork'ta pek mümkün birşey değil çünkü burada herşey yeni restorantlar, happy hourlar, ucuz barlar yada cafeler keşfetmeye bağlı olarak gelişiyor...Onun için yeme-içme tavsiyeleri ve adreslerine dün gittiğim yerden başlayabilirim...

Yeni bir Sushi Restaurant denedim... bu sefer İtalyan bir arkadaşımın tavsiyesiyle gittik oraya yani birlikte gittik en az 30 kere NY'nin en iyi sushilerinin bu restorantta olduğunu söledikten sonra açık büfeden sıcak, soğuk, etli, etsiz ne varsa tabağa doldurmaya başladık...ilk başlarda korkarak aldığım sushilerin yerini soğuk çiğ balıklar almaya başlayınca masaya dönmeye karar verdim aslında ama çoğu gerçekten inanılmaz lezzetlerdi.

İkinci tur açık büfe macerası daha kısa sürdü ve üçüncü tur tatlılar içindi -ki yeşil çay dondurması soğuk yeşil çaydan halliceydi... yediğim şeylerin çoğunun adını unuttum ama açgözlülük yapıp o kadar çok yemişim ki bugün sadece çorba içebildim... bende sadece bizi bilirdim açık büfe görünce deliren millet diye meğer niye İtalyanlarla iyi anlaşıyormuşuz bir kez daha gözlerimle görmüş oldum... adam tabağını doldurup doldurup boşaltmakla kalmayıp NY'nin en büyük kuralı olan sıraya girme seramonisini de sallamadı sadece yemeklere odaklanıp bütün gece midesini tutup uyuklamaya çalıştı :))

Fiyatmı? çok ucuz çok ucuz dünyanın sushisini yicez ve sadece 25dolar ödücez diyen Filipoya bile adam başı, tip dahil 40 dolar ödemek koydu ki bana evlat acısı geldi yemin ederim.. ama ne yalan sölim çok eğlendim birbirinden garip böcekimsi yemeklerin önünde tur attım ve gerçekten NY'nin en iyi Asian Restorantlarından birinde sushi yedim...

Adres mi?: 32nd Street NY olarak geçiyor ama Empire State Binası ile Korean Way arasında kalan köşede kırmızı panjurlu dükkan olarak çoook Türkçe tarif edebilirim...

Not: ingilizcemi Türkçe'mi yazıyo belli değil demeyin iste konusulduğu gibi... hoşgörün gitsin önemli olan anıları paylaşmak...

Tuesday, March 3, 2009

aysegul strıptızde


En muhtesem NY Gentlemen Clublara henüz gidememiş olsamda en azından bir tanesine gitmeyi başardım... Yine bir parti çıkışı nasıl karar verdiğimizi bile hatırlamıyorum, çıplak kadın görmeye meraklı beş Türk genci bastık gıttık hafta ıcıydı ve cok kalabalık degıldı dans eden kızlarda pek ısteklı gorunmuyorlardı cunku ızleyen grup pek coskulu olmamakla bırlıkte sutyene, dona 1-2 dolar sıkıstırmakla yetınıyorlardı... kızların yaptkları akrobatık hareketler sanırm sutyene sıkısan paralar arttıkca degısıyor... bu arada ıceride fotograf cekmek yasaktı ama ben ki Uğur Dündar ekolüyle yetişmiş genç bir gazeteci olarak yasak görüntüler nasıl gizli kameraya alınır maharetlerimi göstermiş oldum;))
Not: fazla edepsiz goruntulerde vardı yuklemedım herseyın bı adabı var dıyerekten gıttınmı gıttık ıste gordunmu gorduk ıste...





sushi restaurant





sanırım yavaş yavaş sevmeye başlıyorum sushi yemeyi... buraya gelmeden önce de arada bir yerdım entel dantellik yapan arkadaşlarımla aslında bayıldıkları için değilde vaaavv sushi yiyelim demeyı çok cool buldukları için yiyen tayfayla yani... iki günde kimse damak tadını değiştiremez ki kardeşim geldiğimden berı yemedıgım sey kalmadı fılıpınlı bı kadınla yasadıgım ıcın özellıkle (Alda adı ve gordugum en ıyı ınsanlardan bırı) ınek kanından yapılan yemek bıle yedım yemın ederım ama daha yenı alısıyorum lapa pılav yemeye yagsız tuzsuz saka gıbı ama o bıle fena degıl gıbı sanıırm neyse bunca damak tadı denemesınden sonra en son gıttıgım bu restoranda valla sevdım sushıyı yınede karnımı tam doyurdu dıyemıcem :)) sushı yemenın dısında asıl ılgınc olan cig balık yemektı yanı pırıncsız olandan sadece cıg balık et gıbı carsıdan aldım masaya koydum seklınde... beyaz somon, normal somon ve bı suru daha balık cesıdı bılıncaltını harekete gecırerek yersen gercekten mıde bulandırıcı ama ole dusunmeyeceksın soya sosuna batırıp batırıp yıceksın vıtamın nıyetıne protein olsun ohh die hahah...

Monday, March 2, 2009

naked man :))




meger sembolmus adam ve ona buna kendını taklıt ettıgı gerekcesıyle davalar acarmıs tak dıe karsımıza cıktı yolda yururken... yoldan gecen kızları kucagına falan almaya basladı ama burda foto yukleme olayı pek bı zahmetlı gelıo bana nedense kı butun numara halbukı fotolarda bılıyorum da daha cok foto daha cok foto ısallaah... usenme usenme usenme bırı bana bunu tekrarlarmı acaba sureklı...

grand central

yeni baştan... NY

10 Kasım 2008 garip bir NY macerası başladı. NY City çok ta bir şey olduğu yok aslında ama birşeyler yapmak lazım anlatmak lazım gibi geldi...
İnsanları izlemekten yorulmaz insan bu şehirde hatta yorulmaz insan metroda,sokakta hatta binalarda çalan müzikleri dinlemekten... Bu kadar kısa sürede her çeşit insan gördüm heralde en çirkininden en güzeline, en kısasından en uzununa hatta sümüüğünü yiyen kadına bile şahit oldum geçenlerde :))
insanları yargılamamayı öğrenmek, kılığa kıyafete önem vermezken bir o kadarda önem vermek nası oluyor, hiç kimse bakmadan rahatsız etmeden, dışardan seni görmeden bir gün nasıl geçirilir nasıl rahat yaşanır bunu gördüm...
Daha çook şey görüyorum sürekli gözümüün önünde yeni bir şeyler oluyor bu şehirde...
Ve serinin son macerası Ayşegül NY'da ....

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails